X ile vardığımız anlaşma sonucu yazmaya karar verdim. Pek kolay olmadı ikimiz açısından da. Şöyle ki: Neticede mesleği benim gibi Pazar’da ne bulursa satmak olan birinin yazmasının ne gibi bir mahsusat arz–ı endam edeceğini tahmin edemeyebilirsiniz. Hayır, genellikle en doğru olanını bilirsiniz. Lakin size bir kaç cümle ile hem ne yazacağımdan hem de yazılarımın kendinden menkul ehemmiyetinden ve zorlamasından söz edeyim. Böylece hem yazıya bir girizgah açmış olurum.

Benim gibi eğitimi üniversiteye bile varmamış birinin kaleminden sıradan hikayeler duymak birinci keyfiyet olup, gerçekte halkın Pazar’da neler konuştuğunu ve düşündüğünü size aktarmak da ikincisidir. Lakin en önemlisi, benim gibi AB pazarcı eğitimi seminerleri, pazarcı kolektif enternasyolü toplantıları ve benzeri vesileler ile, az-biraz çeşitli ecnebi memleket görmüş birinin size söyleyeceği şeylerin başında gelen, onlarla bizi karşılaştırıp Pazar ahalisinin görüşünü size aktarmaktır. Burada ‘şeylere’ dikkatinizi çekerim –siyaset, ekonomi, futbol, kadın erkek, sebze, don, çorap ve dantela gibi çoook geniş bir malumatı içeriyor ve isimlendiriyor- malum bunların hepsi bizim pazardaki meselelerimizdir, para kazanıp kazan kaynatmaktan başka… Tabii bu arada sizin halis ve iyi niyetli görüş ve fikirlerinize açığım. Neticede bu sayfada bu köşede bir sosyal kontratla yazıyorum.

Derseniz ki, o ne ola, açıklayayım efendim: Pazar ahalisinin lügatince belediye ile yaptığınız kira sözleşmesine benzer. Ancak bir de ecnebi versiyonu var bunun: Sosyal kontrat ecnebiler için insanların birbiri ile yaptığı sözsüz, saldırmama ve birlikte yaşama ve yaşatma anlaşmasıdır. Bir keresinde pazarcı kolektif enternasyolü Türk şubesinde biz bunu kavga ede ede konuşmuş idik, söylemesi ayıp. Sonunda asker içeriye dalıp, bize bakın deyip, bu sosyal kontrat böyle değil böyledir, deyu ders vermiş idi. Sonraki enternasyonalde biz pazarcı ahalisi akıllanarak tartıştığımız şeyleri saklar olmuştuk. Yine de kapımıza sivil pazarcılar dikerek tedbiri elden bırakmak istememiştik. Her ne ise geçmişte kaldı. Bizim sosyal kontratın Va’li Bul Amca Bey’in Medine Antlaşması ile bir alakası yoktur. Çünkü o çok daha sonradır tarihsel olarak (ecnebicesi kronolojidir). Biliyorum ki bu sizin zaten bildiğiniz bir şey idi. Fark ettiğiniz üzere bu şey çok önemli bir imleme.

Şimdi de sorabilirsiniz ki bu imleme ne ola? Biz pazarcılar öyle bir söz bilmezdik. Hatta enternasyonalde bile bize söylemediler. Taa ki bizim şair ve şuaradan aşırmacı amca ve teyzelerimiz bize söyleyene kadar. Sanmayın biz bunu, bu lafı anladık. Hani anlasa idik pazarda çığırırken bu sözü de kullanıridik. Mesela bu hafta limon satıyorsam, Fatma teyze her geldiğinde, buyur teyze senin aldığın 10 limonu aklıma imledim, buyur, derdim. Derdim de ne olurdu? Tahmin edebilir misiniz? Ben size söyleyeyim: Fatma teyze hemen, ortalığın kötü hali pazarcı Aygülüm’ü de vurmuş, vah vah, daha başımıza neler gelecek, diye söylenerek gider, limonları almayı da unuturdu. Olan bana olurdu. Hem ben aklımdan zoru olan birine dönmüş olarak bilumum Fatma teyzelerin, hem de o gün kazanacağım iki kuruş da Fatma teyzenin haber ağında yayılarak beni cümle alemin diline düşürürdü. Sonra n’olucak benim halim! Ben size söyleyeyim. Limonlarım çürüyecek, eve ekmek parası götüremeyecek, kiramı ödeyemeyecek ve dahi Pazar ahalisi tarafından, dellenmiş olmalı, denülüp bir daha pazara sokulmayıp işimden olacağıdım. –Ki burada belediye zabıtalarından hiç söz etmiyorum.–
Gördünüz mü sevgili okurum bir lafın başıma açtığı işleri? Boşuna demiyordu annem söz kırk boğumdur diye. (Yine benim kafam bulandı, doğrusunu siz bana lûtfedip hatırlatın.) Ya da ben Türk Dert Kurumu’na bir baş vurayım. Başıma bir hal gelmezse haftaya size doğrusunu ve dahi Pazar ve ecnebi versiyonlarını anlatırım. Malum piyasa şartları hemen değişiyor ve ertesi güne ne olacağımızı bilemiyoruz…
Sizinle yaptığımı varsaydığım ve dahi X ile yapılan sosyal kontrat gereği bir kaç hususu hatırlatmam gerekiyor:

• Her yazı düzeltmeye kapalıdır.
• İtiraza açıktır. Türk Dert Kurumu’na götürmek serbesttir.
• Taşlamaya açık olup kelimeleriniz özenle seçilmelidir. Taşlar beyaz ve yuvarlak olursa memnun olurum. Çünkü çiçeklerimin dibine dizmeyi düşünüyorum.
• Türk Dert Kurumu ve bilumum ben-bilirim abla ve abiler hakem olamazlar. Derdiniz varsa Pazar’a gelin kozumuzu orada paylaşırız. Bu madde üstten ikinci maddeyi geçersiz kılar.
• Hasbelkader sizinle sosyal kontratı dahil her meseleyi tartışıp yazacağım, ne idüğü hakkında. Konuştuğumuz çok şey var da bir türlü anlaşılamıyoruz derdine bir son vermek istiyorum kendi cenahımdan. Bu madde Pazar’ da kozu paylaşmak maddesi ile alakasızdır.
• Yazılar ecnebi standartlarını esas alacaktır, modernleştirme ve batılılaşmaya özde sadakatimizin gereği olarak. Pazarcı esnafının buna ihtiyacı olduğunu her gün yaşayarak biliyorum.
• Kurallarım sosyal kontrat gereği ancak 367 çoğunluğu sağlandığında değişebilir. 367’ den fazla pazarcı esnafı olursa kurallar yine değişemez. Alış-verişe çıkanların söz söyleme hakkı sadece alış veriş yaptıklarında söz konusudur. Falan filan gerek görüldüğünde detaylanacaktır, malumunuz zaman kötü! Bu madde durum gerektirdiğinde yürürlüğe girer.
• Bir de buradan ilan etmek isterim ki kendi köşeme reklam alma hakkımı kullanarak resmim yerine o hafta sattığım malın resmini koyucam. Kimse darılmasın, kızmasın ve de söylenmesin. Bu tamamen beni Pazar’ da elinizle koymuş gibi bulmanız içindir. Buyrun hem sattığım üründen alırsınız hem de iki çift laf ederiz, çıtlatırız mi deseydim hani. Haberiniz olsun beklerim…

Bunu da söyleyip haftaya eğer Pazar gündemi hızla değişmezse kaldığımız yerden devam etme niyetindeyim. Tabii çok yorgunsam ona göre bir yazı çıkar, zorlama yok! Herkese Pazar ola, bugün limoncunuzdan limon almayı unutmayın..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu