6 Haz
Sevgili dergibi sakinleri! Niye böyle söyledim bilmiyorum. Belki de bir sükunet sezdiğimden olmalı birden sakin kelimesi çıktı ağzımdan. Burada sessiz olsalar da kimsenin sakin olduğunu sanmıyorum. Bilindiği gibi “dergibi” ilk kuruluşundan bugüne edebiyat sitesi olmanın dışına sarkmadı. Başka konu ve gündemlerden medet ummadı. İstikrarlı bir edebiyat ortamı olarak süregeldi. Yüzlerce şiir, bir o kadar öykü ve deneme yayınlandı sitede ve hâlâ da yayınlanmaya devam ediliyor. Ne var ki buradaki ürünler edebiyat ortamlarında nedense makes bulmuyor. Bu bütün internet dergileri için geçerli. O halde soruyu bir kez daha sormak gerekmez mi: “İnternet edebiyat dergicliği bir yanılsama ya da bir gölge mi? Ne dersiniz bu konuda konuşmaya değmez mi? İnternet edebiyat dergiciliğinin dünü bugünü ve yarını nasıl bir görüntü arzediyor?
| KİTAP ARAYIN! |
"İnternette edebiyat üzerine yeniden düşünmek" konusuyla ilgili 10 yorum yazılmış.
İnternet dergiciliğinin bir yanılsama olduğunu söylemek mümkün değil. Elbette internette de, basılı ortamda da iyi ve kötü ürünler var. Sanırım burada temel sorun, yayın için kullandığımız araç. Çokça verdiğim bir örnektir; araçlar, bize mesajımızı -ya da sözümüzü- iletmeyi sağlar. Bu kâğıt olageldiği gibi, bugün web siteleri, bloglar, e-posta grupları, hatta kısa mesajlar olabilir. Burada kullandığımız araç, mesajın niteliğini, algısını değiştiriyor mu ona bakmak lâzım. Bu konuda daha devam edebiliriz…
Kullandığımız aracın mesajımızı etkiliyor olduğu doğru, karşılığında birşey verilmeden edinilen bilginin kıymetsiz oluşuna da işaret edebiliriz. Okunulurluğu yayılma hızı açısından kağıttan daha hızlı okunduğuna ve yayıldığına inanıyor olmakla birlikte, değer verilişi açısından aynı oranda değer verilmediği kanaatindeyim. Her şeye rağmen yola devam…
Sanal aleme alışmamız bir hayli zaman alacak. Kağıt gerçeği her zaman üstte kalacak. Kağıda atılan imza her zaman daha müteber olacak. Ancak son dönemlerde özellikle e-devlet modeliyle de iletişim, atama işlemleri açısından önemli bir yere gelindi. Bu da elektronik yazılımların ve internet aleminin iletişim alanında yararlı olduğu anlamına gelebilir. Gerek sanat ve gerekse yaşamımızın diğer alanlarına henüz hakimiyet sağlamadı..
Mahkemelerde elektronik ortamlarda yazılan ifadelerin ve verilen kararların kağıda çıkış alınarak imzalatılması, dergi, gazete ve mecmuaların standlarda satıcı bulması, elektronik ortamlara alışmamızın önünde daha uzun bir yol olduğu anlamına gelir..
Sanal alemde yayınlanan ürünlerin bizden bir adım ötede olması, evimize kitaplığımıza yerleştireceğimiz, tozlanmaya, küflenmeye ve fare kemirmelerine müsait olmayan bir durumda olmaları belki bize itici geliyordur.
Yayımcı kişi ürünleri sürekli güncel tutabiliyorsa, her isteyen istediği zaman bunu arayıp ele geçirebiliyorsa bence Sanal Alemin kağıda göre daha avantajları var..
En azından evimizdeki kitap yığınından hanımların kitaba karşı olan alerjilerinin dayanılmaz boyutlara varmasından kurtulmuş oluruz…
Evet, bir okur olarak kitabı hayatımdan söküp atamam, buna gücüm yetmez; doğrusu atmak da istemem. Dergilerde de bu böyle. Ciddi bulduğum, benim için değeri olan her dergiyi hiç düşünmeden alırım. Satır satır okur, fosforlu kalemimle çizerim satırların üstünü. Alışkanlık işte, belki de okumanın tadını çıkarıyorum böylece.
E- edebiyata gelince sözün elektronik ortamda kayıt altına alınması dolayısıyla sözün değerinde bir kayba yol açacağını düşünmüyorum. Zira sözün arkasında duran şahsiyetin duruşu, kimliği basılı yayınlardaki nispetle sözü değerli kılacaktır kanaatindeyim. E- belgenin hukuki anlamda vesika olup olmayacağı konusu, sözün sahibinin ne kadar gerçek ya da ne kadar sanal olduğu konusu belki de e- edebiyatın şimdilik çıkmazları arasında yer alsa da zaten edebiyat dergiciliği geleneğimizde de olduğu gibi e- dergicilikte de işler tamamen ahbap- çavuş ilişkisiyle yürüyor. Sorun yok yani.
İnternet dergiciliği için bir yanılsama diyemeyeceğim. Ama her yeni doğan çocuk gibi o da emekliyor diyebiliriz. Satırların üstünü çizmek gibi bir zevkten beni mahrum etse de ben bu güne kadar birkaç GB belge kaydettiğimi söyleyebilirim.
Bir kitabı,bir dergiyi,bir makaleyi ellerimin arasına alıp dokunmaya,sayfalarını heyecanla çevirmeye benzemiyor evet e-edebiyatçılık ama yine de doğru ve edeblice yapılan edebiyat öyle ya da böyle her yerde okunuyor.
Bilgisayar donanımlarımlarından en çok yazıcım ile haşır neşirim hal böyle olunca.Bazen edebiyat duygu yoğunluğunu pikseli bol bu makinalar yerle bir edebiliyor.
Bilgisayar bulundu edebiyat bozuldu demiyoruz,burdayız,takipteyiz efendim diyoruz.
Şu konuda ekseriya aynı fikirdeyiz: hiçbir şey elimize alıp dokunduğumuz, kokusunu duyduğumuz sayfaların yerini tutamaz!
Ama hal böyle diye internet nimetini reddetmek hangi aklın kârı olabilir?
İnternet üzerinde edebiyatın artıları, eksileri var. Kısaca dokunup geçeyim.
Bir yığın edebiyat, şiir sitesi (?) var. Yandaki parantezi açarsak, bu siteler hiçbir eleme yapmadan her şeyi yayımlıyorlar, böylelikle herkes şair, herkes yazar oldum sanıyor. Kötü bir şey bu. Ağaca bir taş atacağız, ağaç taşımızı vermeyecek ki, Orhan Veli olalım.
İnternet kullanıcısı kim ne derse desin hız tutkunudur. Oradan oraya geçmek zorundadır. Bu yüzden uzun yazılar pek okunmaz. İyi okuyucular imkanları varsa çıktılarını alıp okurlar zaten. Bu yüzden internet edebi türleri de etkiliyor. Mesela ekşi sözlük’le başlayan “sözlükçülük” anlayışının yeni bir edebî tür olabileceğini aylar önce yazılarımızda imlemiştik.
İnternette edebiyatın güzellikleri de var. Lobileşen, gittikçe darlaşan, sığlaşan edebiyat ortamlarında ifade şansı bulamayan genç ve yetenekli yazarlar kendilerini gösterebiliyorlar.
Bunun yanında internet masrafsız. Bir yayınevi satmayacaksa bir kitabı basmaz, ama bir kişi bile okuyacaksa bir e-kitap hazırlayabilirsiniz. Hariçten Gazel dergi projemizi maddi sıkıntılar yüzünden gerçekleştiremedik ama internet yayınımız ikinci yılına çoktan girdi. Elbette farklı şeyler ama “hiç yoktan iyidir” mantığından hareketle duruşumuzu ortaya koyabildik, “edebiyat yaptık” diye düşünüyorum.
Ayaküstü yemek kültürünü geliştiren bir uygarlığın edebiyata yansıması da bu olacaktı. Önceleri sandviç yemekten hoşlanmayan ben ve benim gibiler artık yeni ama bir parça yabancı bir damak tadı oluşturduğumuzu itiraf etmeliyiz. Kalite kontrolunu artık hamburger standardına göre yapmaktayız.
Ürün kalitesinde eskiye oranla bir düşüş olacağını düşünmemekle birlikt; tüketicinin/okurun zamansızlığı ve aceleciliği ürünlere gereken değerin verilmemesi sonucunu doğuracaktır ki bu da e-edebiyat editörlerinin çokça başını ağrıtacak bir durumdur.
Bu metaforla maksadımı ifade edemediysem şayet,şimdilik Yunus Nadir Eraslan’ın görüşlerine katıldığımı söylemekle yetiniyorum.
Madem sözü ben açtım gerisini de getireyim.İnternetin her şeyden evvel bir imkan olduğunu teslim etmeden geçmeyelim.Eevet, imkan olmasına imkandır internet ama bu imkan belli bir safhadan sonra bazı mümkünlerin kapısını kapatabiliyor. Doğallık, sahicilik, netlik gibi. Nette ne yazarsanız yazın gözlerinizi muhatabınızdan kaçırıyorsunuz. Göz sıcaklığı olmayan bir iletişimin söz sıcaklığı da olmuyor sanki. Peki o halde ne diye buradasın diyebilirsiniz? VAlla ben de bilmiyorum. Geçerken yolumun üzerindeki tabelaları okumak gibi bir şey olmalı heralde benimksisi. Gözyaşlarınıza dokunmak mümkün mü burada? Bak hâlâ susuyorsunuz. Çünkü net bu imkanı veriyor herkese. Konuşmadan da durulabileceğini. Oysa karşınızda somut bir organizma olmuş olsaydı susmanız sırıtırdı. Nette böylesi bir kaçış imkanı olduğu gibi konuşmanın bir sonuca ulaşmasının imkanları yok olmaktadır. Söz sözü açıyor ama sözün özü kayboluyor. Sözün giriş kapısı olsa da çıkış kapısı olmadığı için ya pencereden atlıyor ya da duvarı delip dışarı çıkıyoruz.Evet içeri girmeye zorlanmıyoruz, anahtarın yerini biliyoruz: paspasın altında! peki dışarı çıkmak için anahtar nerede???
internetin sağladığı hızlılık, bilhassa iletişim noktasında büyük gerçek. ama yularıda bahsedildiği üzere, internetten dergicilik meselesine gelince.
bilhassa geçtiğimiz yıl, e-posta yoluyla kendi adıma bir çok e-dergi’yi eleştirmek durumunda kaldım, kayıtsız kalamazdım. baudrillard diyeli, ’simülasyon’vari bir şeyler dönüyordu ortada, salt metinler üretilse de, ne kadar samimi olaiblirdi ki ve karşılığını bulma bağlamında ciddi yanılsamalar ve karışıklıklar olabileceği kaçınılmazdı şüphesiz. ve öyle de oldu bence. diyorum ki, 4 sayfa olsun matbu olsun. gençler kendilerini bu yolla -fanzin mesela- geliştirsin, matbu dergicilikde yeni yollar denensin, farklı konu/kapak’lar çalışılsın. bu bağlamda çabalansın. cahit abi’nin mavera’da binlerce mektup yazarak, yetiştirdiği/geliştirdiği yazar/şair’ler geliyor aklıma. bırak diyorum bu internet ilişkilerini/görüşmelerini. neyse daha fazla konuşmak istemiyorum.
yaşasın fanzin!
Bizim de küçücük bir internet dergiciğimiz olmasa söylenen bazı şeylere kesinlikle katılacaktım. Lakin…
Seviye ve kalite dağıtma işini tekelinde bulunduran müstesna şahsiyetler, etraflarındaki internet dergilerine burun kıvırarak bakıyorlar. Bu yanlış.
Herkesi böyle değerlendirmek acımasızca olur. Ama bu yayınlar belli bir ihtiyacı da karşılıyor. Basılmış olan dergilere para vermeyen bazı okuyucular bu ihtiyaçlarını internette de giderebiliyor. Her ne kadar yüce üstadların basılı eserleri kadar kaliteli olmasa da… Tabii bu da bir kısım tirajı etkiliyor.
Edebiyat asla kağıttan ayrı düşünülemez. Ekrana bakarak bir kitabı okumak mümkün değil. Kağıt, taşıdığı tılsımı öyle kolayca yitirmez ama dünyanın gittiği yeri de iyi hesap etmeliyiz.
Gelecekte edebiyatın internette çok daha fazla yer alacağını düşünüyorum. Kaliteli veya kalitesiz…
Basılı edebiyatta bir de icazet kurumu var. Büyük büyük üstadlardan birinin kanadının altına girenlerin çölde vaha bulduklarını görüyorum. Geri kalan fukara ya dişini tırnağına takarak bir yerlere geliyor ya da çölde fırtınalara kurban gidiyor.
Ahir kelam: Bu yayınlar birer okuldur. Zamane yazar veya şairlerinin bir bölümü buralardan yetişecektir. Beğenilse de beğenilmese de…
Son not: Zamanı olan ve de basit çalışmalarımızı (ööö internet dergisi diyerek) küçümsemeyecek olanları adresimize bekleriz… http://www.viranvebahar.com
Bekleme; bu konuyla ilgili ne düşündüğünü yaz!