“Tanıştığınız gibi kalmaz çoğu defa insan”

Bazen dersiniz ki kendimi bulduğum kişi işte / daldığım haz bahçesi / öyle net ki ruh aynası
-Konuşunca zaman seyri
neden görüntüler bize değil, bu yansıma da ne? Diye sorular sorarız kendimize. Küçük bir hüzün dalgasında ruh sarsılırken; elinizde avucunuzda tek bir şey kalmıştır o da tecrübe. Sabit bir hayat formülü içinde ekleyip – çıkarttıklarımız , çarptığımız – böldüğümüz her ne ise bazen en derinden yer ederken usa harfler olur sere serpe size gelen, harmanlayınca duygular onu koşarsınız kelimeden kelimeye ya bir şiir ya da bir nesir ağacının altında (yüreğiniz - çırpınışınız) gölgelenirken yükünüzü alan kitaplar olur. Nereden nereye? Hüznü kutsal sayan (yazan- çizen) insanlar, mutlu olabileceği her şeyi sürgüne gönderirken sahrada sadece bir kum tanesi gülüşleri ve puslu bir ayanın arka bahçesi ilham mı desek bu manzaraya (yorumsuz)…
değişmeyen çizgisiyle / aynada net görüntüsüyle yüreğini azmine yoldaş kılan “Tanıştığınız gibi kalmaz çoğu defa insan ” sözünün inadına hep aynı kalan. Yazmayı seven birini gördü mü onu yazmaya teşvik eden (kalpten teşekkürler ) herkese kendinden bir şeyler katmayı ilke edinmiş bu güzel yüreği tebrik ederim. Dergibi editörü Melih beye sormak geliyor içimden bazen - nasıl bu kadar azimli olabiliyorsun diye: ) Keşke bir ikinci, üçüncü kişi de olabilse sizden …

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu