Nusret Özcan öldü mü? İnanası gelmiyor insanın. Onun ölüm haberi duyulduğunda, gazetede gözyaşları akmaya başlamıştı. Bense bambaşka ruh hali içinde, ölümü hissedemez durumdaydım. Öldüğüne inanmak istemiyor gibiydim zihnen. Aradan günler geçti, hâlâ Nusret abi ölmüş gibi gelmiyor bana. Daha bugün ‘Sevgili Yavuz’la konuştuk, bunu. (Yavuz’a -ya da bize diyelim- ’sevgili’ hitabını kullanırdı; zaman zaman da ’sevgilim’ derdi) Yavuz’a, “Şimdi Nusret abi burada olsaydı, ‘delikanlıysan çık dışarı’ derdi” diye takıldım. Nusret abi, çok sevgi dolu, naif, nazik bir insandı. Bir o kadar da sinirliydi. Kızdığı zaman, gözü kimseyi görmezdi. Nadir de olsa, ciddi ciddi, ‘delikanlıysan çık dışarı’ ya da ‘dişlerini eline veririm şimdi senin’ dediğine bile şahit olmuşumdur. Her şeye rağmen, o bizim ’sevgilimiz’di; tıpkı biz de onun ’sevgilisi’ olduğumuz gibi!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu