“Erenler dergahında davetiye olmaz” derler sanırım. ” Sanırım” çünkü yaşım bilmek için bir hayli küçük. Şöyle bir düşünelim bakalım: Bir etkinlik var bir festival yani ve bu festivalden bizim elde edebileceğimiz bir çok şey var ki aralarında bazı bazı tanıdığımız kimseler de var. Tek eksiğimiz davet edilmemiş olmamız.  Davet; yine sanırım Arapça’ dan dilimize yerleşmiş bir kelime ( Da’vet: Çağrı, çağırma). Yani bize hiçbir çağrı da bulunmadılar. Böyle bir etkinliğin içerisinde yer alamıyor (gidemiyor) oluşumuzu hangi makul gerekçe ile davet edilmemiş olmamıza dayandırabiliriz ki. Hele hele bu işe gönül verdiysek (ki artık etkinlik ne ile alakalıysa) böyle bir etkinliğe gidememek kuşkusuz imkansızdır. Bilmiyorum ne kadar açık oldu bu kelime: “İmkansız”. Yani gitmekten başka bir ihtimal düşünülemez. Biraz fazla dağıttım toplasak iyi olucak.  Sizi toplamaya davet ediyorum.  Sanki davet etmesem siz hiç bir tepki de bulunmayacaksınız. Hatta bakın hiç bir koşul da aramadım bu daveti gönderirken. “Yapmayın Allah aşkına bunun da daveti olur mu” demeyin neden olmasın? Bir şiir etkinliğinden davet beklemek gelmeyince de sanki bu şiir etkinliğine gidebilmenin tek şartı davetmiş gibi bu nedenden ötürü o etkinliğe gitmemek, bir de bu davetin ön koşulu olarak kitaba sahip olmayı öngörmek, ….vs. vs. vs. bunlar oluyor. Bu kadar cellat yürekli olmamak gerek. Bırakalım cezaları giyotinler versin. Şiir yazmak zordur ama söz söylemek kolay. Zor olanı yapmanın yakıştığı insanlar elbetteki söylediklerinde de zor anlaşılmaktadırlar. Ama yine de zor olanı yapmakla ilgilenmeli “insan”.  Tıpkı sevdiğimiz bir abimizin sözü ile ” beşer tünelinden insan istasyonuna”.  İnsanlar kendilerini bir takım ön koşula bağlı olan davetlerle değil kendi potansiyelleri ile bulmalılar. ” Ne ekersen onu biçersin” mantığını sanırım şu şekilde anlamalı: ” Biz ne yapıyoruz? Ne bekliyoruz? “. Bir işin ehli olmak hayatta başarı için asla yeterli değil desek mi? Diyelim; çünkü nice bilim adamları vardır ki o keskin IQ larına rağmen EQ larında bir hareketlenme olmamaktadır: Yani insan olarak asıl başarı Batı’ nın ön plana çıkardığı zeka ile sürekli üvey evlat muamelesi yapılan EQ’nun ( duygusal zekanın ) birlikte işleyebilmesini sağlamaktır. Bir kez daha yani başarı sosyal ilişkileri ne denli gerçekleştirebildiğimiz ile alakalıdır. Gidebilmek isteyenlere duyurulur… STOP.             

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu