15 Eki
Millet ve ulus kelimelerinin son günlerde birkaç televizyon kanalında kullanıldığı yerlerle ilgili ilginç bir fark dikkatimi çekti. Kahramanlık, gelişmişlik veya imza atılan bir başarı ile ilgili haberlerde “ulus” kelimesi kullanılırken; mangal keyfi, olmadık yerde denize girme, trafik kazaları gibi haberlerde ise “millet” kelimesi tercih ediliyor. Yorum yok…
15 Eki
‘‘Önce insan’’ yerine ‘‘önce vatan’’ söylemi, ülkenin soylu! tarihinde, kaç çocuğun canına mal oldu bilinmez, lakin bu sayının hiç de az olmadığı biliniyor. Gelişmişliği veya gelişmemişliği bir kenara bırakarak, tüm soyutluklardan sıyrılarak, korkuları, kaygıları, acıları, mutlulukları düşünmeden, sadece yarım yüzyıllık tarihimize baktığımızda bile yaşanan bunca ölümün nedenlerini ‘‘insan’’ kılığına girerek düşünmek neden bu kadar zor geliyor? Anlayamıyorum…
14 Eki
11 Eki
Takvimler de olmasa bu şehre sonbaharın geldiğini nasıl anlayacağız, bilmiyorum. Sonbahar demek yerlere dökülen sarı yapraklar demek. Gel gör ki bu şehirde ne bir ağaç görebiliyoruz, ne de yerlere dökülen sarı yapraklar…
Güz biraz da böyle güzdür. Yazın sıcağıyla kavrulan ağaçlar eylül dedi mi yavaş yavaş renk atmaya başlar, yeşilden sarıya, sarıdan kahverengiye ruhu okşayan bir edayla usulca akarlar. Ekimde yapraklar düşmeye başlamıştır artık. Sokaklarda, caddelerde yazın kaçak çocuğu rüzgârla köşe kapmaca oynarlar. Sokaklar boyu savrulan yapraklarla sonbahar, son bahar olur.
(more…)
11 Eki
Heybesinde taşıdığı vedayı beklenmedik zamanlarda emirinin önüne seren mürekkep; isimdir kaleme. Kaleme de sır(dır) mürekkep. Ne kalem onsuz yapar ne de mürekkep kalemsiz. iki ayrı damar birleşir bir bütün olur. O bütün; birdir, tekdir, candır, şifadır, hazandır Yunus’un terkisinde de sadâkattir, sevgidir, sevgilidir…
Kalem emir kuludur ki sır küpü diye yâd edilir. Deryada kaptandır, zindanda meşale… Ruhun eşi, yüreğin aşıdır. Ve emire ilk itaat eden sultandır, yardır… Kalem amadır, sen göz olursun ona.Yüreğini paylaşırsan o da nefes olur sana. Ve dil; üçüncü bir şahıs ki sorularla cevapların harmanlandığı mekanda kavrulunca; çukur bir kaba birikir kamburlu kabuslar. Ter rehberdir, göz kapaklarında ağırlaşan harfler de esirdir dil altına. Pas tadı buruk bir acıyla gererken ruhu, isim aynadan izler gülün intiharını. Özenle yerleşirler zaman aralığına öyle bir albümü doldurur ki isim; göz aşina, dil aşina, ruh aşina.
Hayat duvarları nemi hissedince önce avuç içlerin garipser seni. Sabır yeniden isimlenir. Tevekkül dilden düşmeyince gönül semasına yağar isimler… Kalem gururla taşıdığı ismin kervanıyla önce çölden geçer. Güneş harareti sunar billur bir kasede. Kervan içtikçe ismi; hararet daha da şiddetlenir ve yüreğe akar inci taneleri … Hardır / nardır dökülür tane tane … (more…)
10 Eki
İlkçağ zamanlarında hayvanları almış bir telaş , her hayvan kenarda köşede bu konuyu konuşur olmuşlar.bu insan denen yaratıklar hergün daha farklı oluyorlar , gelişiyorlar biz ise böyle kaldık , bu durum böyle devam ederse vay halimize acilen önlem alınmalı .. haklısın haklısın diye tastik ediyormuş eşeğin bu anlatıklarını duyan diğer hayvanlar.EŞEK
10 Eki
ekmeğin ve suyun azizliğini bildin değil mi! ne mutlu sana.
Eğer bilemediysen 2 gün daha kaldı yetişmek için.
Haydi sen de katıl bu sevdaya, kadir’e, cuma’ya ve bayrama. Bütün müslümanlarla tek yürek olmak için, şehitlerin acısını az da olsa dindirmek için, açların haliyle hallenmek için, bayramı hakeden temiz ve duru bir kalp için, pişman olmadan, açık alınla bayramlaşmalar için.. 2 gün de olsa… olsun..
HAYDİ…. MUHABBETLE DOST
9 Eki
Sevgili Dostlar!
Daha önce haberini verdiğimiz Fâtih Sultan Mehmed Han Dirildi adlı kitabımızla ilgili olarak Tibet’in Bağımsızlık Savaşçısı Dalay Lama’dan teşekkür mektubu gelmiş durumda. Kitabımızda bir bölümde Fâtih Sultan Mehmed Han Tibet ve Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı ve Çin’e sevgiyi, barışı ulaştırmak için de mücadele ediyordu. Bu kurmaca ama bir gün farklı şekillerde gerçekleşeceğine inandığım hâdisenin anlatımı, Tibet Budistlerinin hoşuna gitmiş. Üstelik Doğu Türkistanlı Türkler için de ellerinden gelen desteği vereceklerini söylüyorlar. Doğu Türkistanlı müslümanların da kendilerinin kardeşleri olduğunu ifade ediyorlar. (more…)
8 Eki
Tanımıyormuş gibi okuyacaksın bu yazıları biliyorum.
Çok yabancıdan sizli bizli birinden gelmiş gibi bakacaksın bu harflere ,
Ama …. Hangimiz sizli bizli !
Ya da okumayacaksın bile ,
görüp görmeyecek gözlerin.
Zarfın kapağı açılmadan bir köşede unutulacak.. (more…)
6 Eki
Yeni Şafak gazetesi sinema eleştirmeni Ali Murat Güven’den öğrendim ve çok sevindim. Genç yönetmen Biray Dalkıran’ın 2006 yapımı ilk filmi “Araf”, ABD’de DVD olarak piyasaya çıkma başarısını göstermiş. İşte konuyla ilgili Ali Murat Güven’in hazırladığı sinema sayfasında yayınlanan haber:
Türk sinemasının umut vaad eden genç yönetmenlerinden Biray Dalkıran’ın 2006 yapımı ilk filmi “Araf”, önümüzdeki günlerde ABD’nin önde gelen film dağıtım şirketlerinden Pathfinder Pictures tarafından bu ülkedeki korku-gerilim filmi tutkunları için DVD formatında piyasaya sürülüyor.
Şu sıralarda ikinci uzun metrajlı filmi “Cennet”in kurgu çalışmalarını sürdüren Dalkıran, hatırlanacağı gibi, son derece düşük bir bütçeyle gerçekleştirdiği “Araf”ın gösterime çıkmasıyla birlikte ülkemizdeki film eleştirmenlerinin büyük bir bölümü tarafından kelimenin tam anlamıyla yerden yere vurulmuş ve filmi de yine aynı çevreler tarafından “yılın en kötü yapımı” ilan edilmişti. (more…)
| KİTAP ARAYIN! |