Jung ve Din

Düşüncelerinde İbn Arabi’ye yakınlığıyla da tanınan Jung; Freud, Adler ve Fromm gibi akademik geleneğe mensup olmasına karşın, dine yönelik olumlu yaklaşımıyla onlardan hayli farklı bir düşünce sistemi geliştirmiştir. Kendisi, genel kanaate göre, dindarlığı insan hayatında merkezî problem olarak ele alan ilk psikanalisttir.

Hem kendinden önceki hem de kendinden sonraki meslektaşlarına göre Jung, dine yönelişinde tamamen farklı, kendine özgü bir zihniyetten hareket etmiştir. Yaşadığı dönem itibarıyla psikoloji alanında, din bilimleri ve din psikolojisi ile ilgili konular üzerinde Jung’dan daha fazla yoğunlaşmış başka bir psikolog olmadığı gibi, din ile ilgili ileri sürdüğü görüşleri nedeniyle bu ölçüde tartışmalar yaratan ya da tartışılan başka bir psikolog da yoktur.

Psychologie und Religion (1940, Psikoloji ve Din), Jung’un psikoloji ile din ilişkisini doğrudan ortaya koyduğu tek kitaptır. Böyle olmakla birlikte, hemen tüm eserlerinde, kutsal olgulara ya da dinî hayata karşılık gelen pek çok yansımalar tespit etmek mümkündür.

Yazar:
Abdülkerim Bahadır

Kategorisi:
İnceleme Araştırma Dizisi, İlahiyat, Psikoloji, Din Psikolojisi

Kitabın Adı: Jung ve Din
Yazarı: Abdülkerim Bahadır
Kapak Tasarımı: Medine Efe
Sayfa Sayısı: 304
Boyutları: 13,5 x 21 cm
Kapak Cinsi: Karton
Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
Basım Yeri: İstanbul
İlk Baskısı: 2007
Son Baskısı: 2007
Baskı Sayısı: 1

varolusVaroluşçu Teoloji
Paul Tillich, modern ‘Varoluşçu Teoloji’ akımının önemli düşünürlerinden. Akıl ve iman ilkelerinden azami ölçüde istifade ederek, insan, dünya ve Tanrı’yı bütüncül bir şemaya yerleştirmeyi amaç edinen din felsefesi, insanı eksene alan Varoluşçuluğun temel yaklaşımlarını yeniden üretme amacı taşır. Dolayısıyla Tanrı tasavvuru Tillich’in eserlerinde bir Tanrı-insan ilişkisi sorunu olarak çıkar karşımıza.

Bu yaklaşımın mantıksal sonucu olarak Tillich, klasik Teizm’in Tanrı tasavvurunu şiddetle eleştirmiştir. Düşünüre göre, klasik Teizm için Tanrı bir mevcut, bir nesne hatta bir kavramdan ibaret olarak tasavvur edilmektedir. Söz konusu kavrayış tarzı sebebiyle Tanrı’nın varlığı, insan düşüncesiyle özdeşleştirilmekte, dahası bu varlık bir düşünceden ibaret sayılmaktadır. Sonunda, insanın bir akıl varlığından ibaret olduğu fikri hâkim olur. Bu indirgeyici yaklaşım da, insanın seçen ve özgür biçimde kendini gerçekleştiren bir özne olduğunu iptal eder. Çünkü Tillich’e göre, klasik Teizm’in Tanrı’sı, her şeyi bilen ve her şeye egemen olan bir Mutlak Varlık olduğu için bu tasavvurda insan özgürlüğü ve öznelliği için hiçbir alan bırakmamaktadır. Devasa bir âlem makinesini karşı konulmaz bir kontrol kudretiyle yöneten böyle bir Tanrı tasavvuru, insan varoluşunun bütünlük ve özgünlüğünü yok saymak ve onu kendine yabancılaştırmak anlamına gelen derin bir hata içermektedir. Bu hataya karşı Batı düşüncesinde gelişen tepkilerin modern Ateizm’e zemin hazırladığı da hatırlanmalıdır. Nitekim Nietzsche’nin “öldü” dediği Tanrı, klasik Teizm’in insanın varoluşsal bütünlüğünü inkâr eden Tanrı tasavvurundan ibarettir.

Böylesine şiddetle eleştirdiği rasyonel teolojinin bir tür yabancılaşma getirdiğini öne süren Tillich’in alternatif olarak öne sürdüğü Varoluşçu Teoloji, “din, kültür ve sembol” üçlüsü bağlamında ilgi çekici içerimlere sahip görünüyor.
Din felsefesi uzmanı Aliye Çınar, elinizdeki araştırmada ülkemizde çok tanınmayan bu modern Batılı teoloğun temel düşüncelerini tanıma fırsatı sunuyor okuyucuya. Varoluşçu felsefenin, teoloji ve din felsefesine uygulanması ile ortaya çıkan eleştirel düşünceler, bu çalışmada zihinsel bir imkân olarak takdim ediliyor ve okuyucu bu imkânı kullandığında bizzat Tillich’in eleştirisine yönelmiş buluyor kendisini.

Yazar:
Aliye Çınar

Kategorisi:
İnceleme Araştırma Dizisi, İlahiyat, Felsefe, Din Felsefesi

Kitabın Adı: Varoluşçu Teoloji
Alt Başlık: -Paul Tillich’te Din ve Sembol-
Yazarı: Aliye Çınar
Kapak Tasarımı: Medine Efe
Sayfa Sayısı: 342
Boyutları: 13,5 x 21 cm
Kapak Cinsi: Karton
Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
Basım Yeri: İstanbul
İlk Baskısı: 2007
Son Baskısı: 2007
Baskı Sayısı: 1

Kur’ân ve Mekke
Kur’an vahyinin zaman ve mekanı aşan evrensel niteliği müslümanlar açısından tartışma götürmez bir husustur. Ancak bu gerçek ilahî mesajın, indirilmiş olduğu beşerî ve tarihsel ortamla ilişkisiz olduğu anlamına gelmez. Tam aksine vahiy, sözü edilen ortamdaki sorular ve sorunlar için ilahî bir cevaptır ve bu yüzden Kur’an’ın metnini inzal olunduğu şartlardan bağımsız olarak anlamaya çalışmak vahyin esası ve hakikatiyla kavranmasını içinden çıkılmaz hale getirecektir. Çünkü Kur’an vahyinin atıfta bulunduğu olaylar, olgular, kişiler ve mekanlar, eğer bir mecazın konusu değilseler, tarihsel gerçekliğe sahiptir ve dolayısıyla bu gerçeklik hakkında bilgi sahibi olmadan kastedilen evrensel anlamı kavramak çoğu durumda mümkün değildir. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerîm’in indiği Mekke’nin beşerî ve tarihsel şartlarını ayrıntılarıyla bilmek bizzat tefsir ilminin talep ettiği bir gereklilik olarak önem taşımaktadır.

Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük Kur’an ve Mekke adlı bu kitabında ilahî kelâmın hitap ettiği toplumun dinî inançlarını, kültürel yapısını, sosyal-siyasal şartlarını ve ekonomik etkinliklerini panoramik bir tarzda ve fakat Kur’an mesajıyla bağlantısı içinde ortaya koymaktadır. İlk şekli, içlerinde rahmetli İslam bilgini Muhammed Hamidullah’ın da bulunduğu bir jüri karşısında başarıyla savunulmuş Fransızca bir doktora tezi olan metin, daha sonra Türkçe çevirisiyle yayına hazırlanarak okuyucumuzun ilgisine sunulmuştur.

Yazar:
Şerafeddin Gölcük

Kategorisi:
İnceleme Araştırma Dizisi, İlahiyat, İslam Tarihi, Tefsir

Kitabın Adı: Kur’an ve Mekke
Orijinal Adı: La Revelation Coranique et son Environment Social
Yazarı: Şerafeddin Gölcük
Kapak Tasarımı: Medine Efe
Sayfa Sayısı: 256
Boyutları: 13,5 x 21 cm
Kapak Cinsi: Karton
Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
Basım Yeri: İstanbul
İlk Baskısı: 2007
Son Baskısı: 2007
Baskı Sayısı: 1

İz Yayınları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu