8 Ara
Türk edebiyatına çok sayıda öykü ve roman kazandıran yazar Erhan Bener vefat etti. Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde bir süredir tedavi gören Bener, 10 Aralık Pazartesi günü Ankara’da toprağa verilecek.
Yazar Erhan Bener, 1929 yılında babasının görevli bulunduğu Kıbrıs’ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli il ve ilçe merkezlerinde tamamlayan Bener, 1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Bener, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden de lisans diploması aldı.
Erhan Bener, 1951-58 yılları arasında Maliye Hesap Uzmanı olarak görev yaptı. 1958-1973 yılları arasında yurt dışında çeşitli görevlerde bulunan Bener, 1975 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürü iken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
Kısa bir süre avukatlık yapan Bener, edebiyat yaşamına 1945 yılında çeşitli dergilerde yayınlanan şiir ve öyküleriyle başladı. Bener, 30′un üzerinde kitaba imza attı, kimi yapıtları da yabancı dillere çevrildi.
Çocuk kitapları, çevirileri ve radyo oyunları da bulunan Bener’in”Yalnızlar”, “Ölü Bir Deniz”, “Böcek”, “Aşk-ı Muhabbet” ve “Sevda” adlı yapıtları sinemaya ve televizyona uyarlandı.
Bener’in, “Hızır Doktor”, “Bürokratlar” ve “Şahmeran” adlıoyunları, İstanbul Şehir Tiyatrosu, Ankara Halk Tiyatrosu ve Ankara, Konya, Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nca sahneye konuldu.
Erhan Bener, Fransız-Türk Kültür Cemiyeti, Yunus Nadi ve Orhan Kemalroman ödüllerine, Haldun Taner, Yunus Nadi ve Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü ödüllerine, Muhsin Ertuğrul Oyun Ödülüne layık görüldü.
Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü altın madalyası sahibi olan Erhan Bener, Fransa’nın uluslararası L’Officier de Lordre des arts et desLettres (Sanat ve edebiyat ustası) ve Uluslararası Film Festivalleri Kurumu’nun “Sanat Çınarı” unvanına da sahipti.
| KİTAP ARAYIN! |
"Yazar Erhan Bener’i kaybettik!" konusuyla ilgili 2 yorum yazılmış.
Türk edebiyatı için önemli bir kayıp. Her zamanki tablo burada da ortaya çıkıyor. Varlığında kıymet bilememek ve yitirdiğimizde ardından hayıflanmak!
“Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş”
İnanıyorum ki Erhan Bey, şu anda, yeni karşılaştığı ve yaşamakta olduğu farklı durumunun şuurunda, farklı boyutta bıraktığı sevenlerinin dualarına muntazır; öyle yazarca, öyle insanca belki de melekçe sonsuzluk mütâlaalarına başlamıştır bile.
Doğumumuzla hapsolduğumuz dilemma; Hayat ve ölüm değil mi? Tüm kâinat kitaplarına hayatımızı temalayan Sonsuz Yazar, yeni bir doğuşla doğacağımız ölümsonrası gerçek üstü gerçek kâinatların temasını da bizim hayallerimizden, rüyalarımızdan ve hülyalarımızdan müstağni kılmayacaktır.
Şimdi Erhan Bener Üstad’ı anmaktan başka onu en samimi dualarla makamlardan makamlara coşturmak , bir Fâtiha, bir Yâsin enerjisiyle onu yükseltmek, mutlu kılmak daha anlamlı değil midir? Ettiğimiz dualar bir gün alacaklarımızdır aslında.
Hem kendimiz, hem birbirimiz, hem tüm göçmüşlerimiz hem de Bener için dualara devam..
Bekleme; bu konuyla ilgili ne düşündüğünü yaz!