De ki
Bir düş gördük,
De ki
Hırsız polis oynadık Tanrıyla da
Cennetinden bir parça mutluluk çaldık.

De ki
Yanımıza bırakmadı Tanrı
Koca cehennemi üzerimize yığdı
De ki
Aslında Tanrının işi biz değildik
Suçluluk potansiyelimiz
Rahat bırakmadı bizi

De ki
Biz aslında
Onun görünen gözleriydik
Günahlarımızı akıtıyorduk

De ki
Biz aslında hiç bir şey dik
Her şeye karıştık

Dedim ki bitmeliydi artık. Her şeyin mutlak bir sonda birleşen hazanı gibi durulmalıydık. Bir akan nehrimiz, çentik bir vadinin yarıklarında V gibi iki ayrı uca uzanmalıydı. Karşılığı olmayan kelimeler gibi bilinmezliğimizde karışmalıydık kendimize. Öznesi kaybolan kendimizi kurtarmalıydık belirsizlikten; yada yüklemi çatısız olan bizleri topyekün bırakma lıydık.

Bu bir sonun başlangıcı…. Hiçbir başlangıç son bulamayacağı gibi, hiçbir son da en başlangıca kavuşamayacak. Reel yaşamda karşılığı bulunamayan gizlilik kadar gizli, ruhun içindeki ruh kadar içli bir düş gibi zamanın dalga çizgilerinde yayılacağız. Şehvet duygularında kapıldığımız sonsuzlukla hep aldatacağız kendimizi. Ta ki bir sona kavuşma arzumuza varana dek.

Belki sevinmek kafirce bir duygu olacak bizler için. Hiç bir mutluluk vaktimize düşmeyecek bizim. Anladım, unutmalı ve de unutulmalıyım. Yüzümü sağır,dilsiz bir kokuyla vaktizlemeliyim.

Anladım,bir ağaçta iki gövde duramıyorduk biz. Doğanın kendisine aykırı vücudumuz, iki yabancı kalacaktı bir dehlizin ortasında. Belki Platon’un idealarında can bulur diye reelliğimiz, zihnimizi hiç bilmediğimiz meçhulluklerle dolduracağım. Ama ya o da yalancıysa diye alamıyorum kendimi düşünmekten. Sonsuz bir yalanın gönüllü tacirliğini yapacağım. Şimdi ayrılmalıyız. Günü geldiğinde, gelirse, Ademin cennetinde bekle beni…..

Bu bir veda mı sana ,herkese bilmiyorum. Belki sana yeniden kavuşmak olacak. Belki de gerçekten içimizi acıtan bir son. Oysa tensel bağlantımız ne kadar kopuk olursa olsun, içimdeki ruhun canlılığı kadar yaşatacağım seni; bunu biliyorum.

Demiş ki biri:

“ Körler ülkesinde resim; sağırlar ülkesinde müzik olmazdı kuşkusuz.”

Bu ancak yüreği kör ve sağır olan birini anlatmak için söylenir. Oysa körlüğüm kadar sağır sevgim, katışıksız yaşatacak bizi. Bütün notaların sende buluşması gibi hep tek ses olarak adın, körlüğümün en ücra noktasına çizilecek.

Belki gitmek
Kafirce bir duygu olacak
De ki
Belki mutlak bir son
Bizim için mutlak bir yol olacak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu