Sabahları kalktıktan sonra, gözümüzü açtığımızda, yüzümüzü yıkarız soframızı hazırlarız. Eksikliğine hiç tahammülümüz olmayan nimetimizi özenle koyarız.
Olmadığında ne kadar başka yemek yesekte, pasta hazırlayarak soframızın başına geçsek ekmek yoksa karnımızın doymadığı gibi gözümüzde doymaz.
Ekmeğin üstüne hiçbir şey konmaz. En çok yenen nimetimizin kıymetini bilmeliyiz.
Hiç düşündünüz mü? Sabahleyin bakkala veya markete gittiğinizde ilk elinizi uzattığınız nimetin ekmek olduğunu? Ekmekler ne zaman pişerler?
Meslek grubu olarak, her daim ne zaman kalktıklarını düşünüyordum.1995 yılında Doğubeyazıt ‘ta askerlik görevimi ifa ederken fırıncıların mesaisinin zamanını öğrendim.
Oturduğumuz dairenin altı fırındı. İlk geceyi unutmam. Korkuda var biraz, çünkü her ne kadar olsa İran sınırındayız.
Bölge olarak ve öncesinde de, polis karakoluna saldırı yaşanan ilçelerimizden birisi olduğunu da öğrenmiştim. Hayatımızın emniyette olduğunu düşünüyoruz. Ama yine de ince ürperti vardı.
İlk geceydi kiraladığımız dairede ki, öyle sesler gelmeye başlayınca yalan söylemeyelim. Korktuk. Yeni arkadaşlarla ilk gecemiz böyle mi olmalıydı diye? Biz buraya iki arkadaş yeni katılmıştık. Neler oluyor diye endişe ettik?
Bizden önce yerleşmiş olan arkadaşlar vardı. Biz yeni katılan arkadaşla saldırı mı var yoksa dedik? Dediler ki, arkadaşlar altımızda fırın var gürültü onun içindir. Endişe etmeyin.
Bizde ilk gece aynı korkuyu yaşadık.
Rahatladık. O gündür bu gündür, mesailerinin en erken başlayanların fırıncıların olduğunu düşünürüm. Fırıncılar titizlikle temiz olmak durumundalar.
Bizler yatağa girmeye hazırlanırken onlar işyerlerine geliyorlar. Temizlik içinde görevlerini yapıyorlar.
Askerlik görevim zamanını tekrardan yaşamak için zaman zaman gecenin birinde, ikisinde fırınlara uğrarım. Hem ziyaret etmek, hem de aynı mı fırıncıların halleri diye?
Fırıncılar erken başlarlar da işe marketlere, bakkallara dağıtıcılar geç mi? hayır onlar da, kar, kış, yağmur demeden bizler derin uykuda iken taze yememiz için ekmekleri, ekmek dolaplarına diziyorlar.
Hiç düşündünüz mü?
Geceleri bizim için uyumayan bu meslek erbabının gecelerini bizler için feda ettiklerini. Diyeceksiniz sadece onlar mı, elbette değil.
Buna benzer meslekler var. Şunun için dikkatlerinize sundum. Bu insanlar geceleri her gün ayaktalar. Bayramlarda, özel günlerde daha çok çalışmak durumundadırlar. Bayramlar da baklavalarımızı pişirirler.
Yine biz fırıncılarımıza çok teşekkür edelim. Gelin kaynana değerlendirmeleri bundan on yıl öncesinde, ekmek pişirmek kriterdi. Gelinin iyi olup olmadığının kararı verilirdi. Gelin erkenden kalkar ekmekleri sofra bezinin üzerine sermişse, yanında tarhanada yapılmışsa gelin geçer notunu alır. Kaynanalar çok çekmişlerdir kocalarından, kaynanalarından.
Çünkü sabah namazı olunca hamur hazırdır ve evin gelini analarımız uyanırlar. Ekmek pişirmeye başlarlarmış.
On yıl önceyi hatırlıyorum. Gençlerde ne var? Biz ezanı yatakta dinlemedik, ya saçın başında ya da yemek tenceresinin başında muhabbeti vardı.
Erken kalkmıyorlar gençlerimiz sitemi ayyuk aya çıkardı. Fırıncılara bu yüzden çok dua etmeliler bayanlar.
Fırın ekmeği yemek bundan otuz-yirmi yıl önce zenginlik göstergesiydi. Otuz yılda nereden nereye dostlar.
Fırın ekmeğiyle sofrada oturmak vay be denen konuların başında gelirdi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu