- …Yokluğuna bir gram mevsim değdi bugün. Yağan benim en viran olmuş, en senle dolu yanıma denk geldi. Yıkıldım ben. Seni en derinden terk ediyorum. Yani ellerinden…

Sebepsiz yere gidişini bir mektupla sebeplendirmek istemişe benziyor. Bu mektup elime geçtiğinde –hani olur ya- suç bendedir belki dedim. En büyük suçum ona ellerimi sunmuş olmamdı. Ellerimi anlayarak gittiğini gördüm ya… Duramam artık, gidiyorum.

Sevgiliyle çocukluk arkadaşı olmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilir misiniz bilmiyorum. Gerçekten çok büyük uğraşlar gerektiren, zor bir unutma tarzı geliştirmeniz gerekli oluyor. İlk kez evden kaçtığınızda sığındığınız kişiye gitmek istiyorsunuz her kaçışınızda. Bu sizi terk eden sevgilinizse her şey daha güç oluyor. Hayatımda ilk kez üşümekten bile korkuyorum. Onca anlamsız şeyin arasında hayatıma ve zamana ve ona bir anlam yükleyerek gidiyorum…

Yola çıkmak için iyi bir gün. Kar henüz yağmaya başladı. Gitmem gerek şimdi. Eve olurda döner diye’ sen hep burada kal olur mu?’ diye bir not iliştirdim.

Karnımı doyurdum. Yanıma hiçbir anıyı almadım ve anısı olmayan kıyafetler seçtim büyük bir üslupla. Keşke ellerimi de burada bırakabilseydim…

Mahallede her şey aynı, birileri ona haber uçursa da gidişinden sonra hiçbir şeyin onun yokluğundan yaralanmadığını öğrense ve kahrolsa… Olmaz ya gelir belki ellerime hesap sormaya. İşte o zaman bir kez daha kahrolsa yokluğumda.

Sokakları geçerken benim yokluğumda neler olacak diye düşündüm. Meryem teyze’ye çay içmeye gelen konu komşunun (– kesin kocaya kaçtı-) neler diyeceğini tahmin ederek biraz daha yarıladım yolu. Bakkalda hesap ödemek için sırada duranların İlyas abiden nağmelere rağmen (–günahına girmeyin kızcağızın-) kötü kız olma halime dokunmalarına ağlayarak çıkıyorum mahalleden.

En zoru da ağaçları bırakmak. O’nu bırakmaktan bile zor geliyor. Keşke şiirlerini alsaydım yanıma, avunurdum.

Rabbime şükür bu mahalleden telli duvaklı çıktım. Hayal ettiğim gibi. Kar yağıyor siyah mantomun üzerine. Siyah ne kadar beyaz olabilirse o kadar gidiyorum işte…
Şimdi gidiyorum, hiç gelmediğin yere.

—bir bilet lütfen…
—nereye hanımefendi?
—nereye olursa kardeş…
—bursa iyi mi efendim?
—iyidir herhalde… Hava durumuna bakmak lazım bilmek için…
—buyrun saat 14.40 da 50 lira lütfen(-deli mi ne?-)
—buyrun… Teşekkürler.
—ne demek görevim.

Şimdi gidiyorum, hiçbir hüzün hayata ellerim kadar yakışmayacak. Ve hiçbir hüzünbaz senin kadar kutsanmayacak…

Asude Zeynep Toprak

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu