Annem yaşındaki insanların anneleri iş kadını değillerdi. Evde ve tarlada ağır işleri gören, peş peşe üç beş çocuk yapan, onca işin arasında çocuklarını büyüten, itaatkar kadınlardı. Benim yaşımdaki insanların anneleri yavaş yavaş kent yaşamıyla tanıştı. O kadınların pek azı okul yüzü gördü; babaları veya ağabeyleri uygun görmedi okul yüzü görmelerini, kitap tozu yutmalarını. Kimisi mum ışığında geceleri öğrendi okumayı, dikiş nakış öğrenmek için gittiği hocasının küçük çocuğundan öğrendi.

Bunlardan biri de benim annemdir. Günün yorgunluğuna rağmen, ağabeyi görmesin diye, mum ışığında kitap resimlerine bakarak giderir okul hasretini. Kızım yaşındaki çocukların anneleri ise çok daha şanslıydılar; okumayanın iş yapamayacağı ve tek maaşla geçimin olmayacağı bir devrin çocukları olarak, okumaya özendirildiler ve okudular onca zahmetin, emeğin sonrasında.
Bir okul bahçesinde ip atlamayı, okuyup meslek sahibi olmayı, kendi alın terini nakte çevirmeyi hayal eder hala altmışlık annem. Dayımın büyük gayretleri ile okula gidemeyen annem, kırk yaşında kavuşur ilkokul diplomasına. O diplomayı sürücü kursuna verip bütün derslerden doksan, yüz puan alarak taktı ehliyetinin üstüne, “ben de varım” güvencini. Torununa masal diye anlatıyor okul bahçesindeki düşten çiçekleri, kuşları. “Kolunda bileziği olsun, bilgeliği ziyneti olsun.” diye ediyor dualarını.
Annemin okuma aşkı beni öylesine derinden etkilemiştir ki, tozları alırken bile rastlarım annemin okul hevesine. Yerleri silerken batar elime annemin kırık kalbinin taneleri. “Ah, ben sizin yerinizde olacaktım.” lar girer düşlerime, annemde görürüm bir ev kadının çilesini.
Daha kimse uyanmadan kalkar, sütü yoğurtla mayalar annem. Kahvaltı hazırlar ve herkesi uğurlar dilinde hayırlarla. Yemek koyar ocağa herkesin sevdiği türden, okul yoluna bakan camları siler ve okul kokan pantolonları ütüler bir ev kadını titizliği ile. Bir anda güzelleşir ev, kül kedisi masalı gibi, yaşanılır kılar annem balkabağı evimizi. Akşam olunca çekilir herkes kendi dağınıklığına ve her şeye yeniden başlar annem, sabah kimse uyanmadan.
Niye mi anlatıyorum bunları? Çünkü okuyunca anlar kadın, ellerinin bir iş gördüğünü. Okuyunca anlar, emeğinin değerini. Okuyunca anlamlı bulur kendi benliğini. Okuyunca artar fikri, özgüveni. Okuyunca anlar annesinin neler çektiğini. Okuyunca korkmaz gelecekten, endişesi azalır çocuklarına dair. Okuyunca daha iyi bilir, bir çocuğun ne demek istediğini. Bilgisayarı bilirse korur, çocuğunu kötü sitelerden. Kadın bilirse anlar erkeğinin ne istediğini. Kadın okursa görür, magazinin kirliliğini. Kadın okursa artar bir milletin niteliği.
Kuru kuruya bir gün olmasın “Kadınlar Günü.” Kuru kuruya kutlanmasın kadınların büyük emekleri.
Ben bu yazıyı bitiremiyorum, sizler bitirin, emeklerini takdir ederek. Sizler bitirin, yaşanılır kılınmış evinizin sultanlarını baş tacı ederek. Kızlarınızın koluna bir ziynet takarak bitirin yazıyı, onları okutarak.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu