12 Nis
Sevginin nasıl büyüdüğünü ve nasıl büyütüleceğini birçoğumuz maalesef bilmiyor. Özellikle ben bilirim, ederim diyenlerin olması da şaşırtıcı değil mi? sizin çevrenizde de mutlaka bu tür insanlar vardır.
Bitkiler âleminde ki, bir sevgiye cevap vermenin cezasını hepimiz düşünelim. Karşılık verilmeye sevgiye bir hikâyeyle sizlere anlatmak isterim. Maalesef anlama yeteneği gelişmiş gibi görünüp de anlama idraki olmayanlara sözüm yoktur.
Hiç sevgi eseri bulunmayan çok insan da mevcuttur. Sevginin gücüne inanmayana ben acırım. Belki âlemde en fakir kişi sevmesini bilmeyendir.
Çevremize bakalım, olayları yorumlayalım, inceletmelim, size hitapları kaç kişi sevmesini biliyor? Ancak anlama yetimizi kaybetmediysek sevgisizliğimizin farkına varırız. Anlayabilmek çok büyük nimettir. Anlayış yoksa birisinde… İşte size çiçekle, suyun sevgisi. Daha doğrusu sevmesini bilen çiçeğin…
Çiçek belli yaşa gelir, siz delikanlılık çağı deyin. Sevdayı kavrayacak durumdadır. Güzel mi güzel kokuları vardır. Dünya güzellerine taş çıkartacak seviyede sima güzelliği vardır. Sevda yaşı gelmiştir.
Sevda ateşi yanınca, gönül ferman dinlemez. Çiçekte gece gündüz hep sevdasıyla beraberdir. Ama su bu sevdayı büyütmesini bilmez.
Çiçek bir gün cesaretini toplar sevdiğine gider. Bakışları anlatır ama karşısında ki anlayacak kabiliyette değildir. Niçin böyle bana alıcı bakıyor diye iki yanına bakınır.
Kabiliyet o kadar. Çiçekte boş geçme düşüncesi yoktur. Başlar sevdayı, sevgiyi ılık meltemler şeklinde estirmeye, güzel kokusuyla birlikte sevdiği Su’ ya doğru.
Su bende seviyorum der geçer. Çiçek “sevginin “ tanımını bilir.
Yürekten sevmektedir çiçek. Su usulen seviyorum der. Çiçek bunun farkındadır. İlk sözü söylediği için çiçek her zamanda dile getirir sevdiğini.
Su bende der, o kadarcık.
Çiçeğin sevgisi büyüdükçe büyür. Bunun karşısında Su ise aynıdır. İlk gün gibi. Ehemmiyet vermez çiçeğin sevdasına. Nasıl olsa çiçek beni seviyor, der.
O düşünsün, ben niçin düşüneyim der Su seviyorum dedim ya, der kendi kendine. Sevginin iki kişi arasında birlikte olduğunu bilmez ki su.
Çiçeğin durumu ibretliktir, gün geçtikçe sevgisinin bağı artar. Her fırsatta söyler, çiçek suya sevdiğini, gailesizce cevap verir, su.
Çiçek sevgisinin karşılığını bulamadığı için üzgündür. Hem de çok üzgündür. Geceler tasadan geçmek bilmez.
Ve yatağa düşer çiçek…
Dertlenir çiçek, hem de çok. Su geçer hastalığı önemli değil der. Gün geçtikçe çiçeğin ızdırabı artar. Yataktan kalkamaz olur.
Su seviyorum der sadece, içten duygularını yansıtmaz. Çiçeğin muayenesi için doktoru eve getirir, Su.
Doktor çiçeğin sıkıntısını dinler. Muayeneye geçince fiziki olarak rahatsızlık veren belirti yoktur.
Su sorar, çiçeğin derdi nedir der?
Doktor ümitsizce kafasını iki yana sallar.
Üzgün şekilde çiçeğin yaşaması mümkün değil der. Kurtulma ümidi yok. Su üzülür çırpınır. Doktor der ki: Çiçeğin derdi zamanında sevgi suyu verilmediğinden öldü der.
Sevgisinin karşılıksız kalması neticesindedir, bu hal der.
Evimizde çiçeklerimiz vardır. Sevgi besleyen insanlarımızın sevgisinin büyümesi için katkımıza ihtiyaç vardır.
Sevgimizi sevenlere göstermesek, sevginin büyüleyici etkisinden mahrum kalırız. Dünyada sevilecek çok güzel çiçeklerimiz var.
Çocuklarımız, aile bireylerimiz.
Çiçeklerimizin kokusunun bitmemesi ve yapraklarının solmaması için en önemlisi dünyamızdan kaymaması için sevgi iksirini vermesini bilmeliyiz.
Çok güzelim alımlıyım dedin de ne oldu? Alımlı olmak tepeden baktırmamalı, birçok insan sevenine tepeden batkıda sevgiler öldü.
Bitti. Dirilmemek üzere gömüldü.
Çağlayanlarım var dedi, su. Kaybeden hep kıymet bilmeyenlerdir.
Sizce de mi?
Yürekten seven birini kaybetmenin cezasını çekiyor hala, su . Ağlayınca akıyor. Acıları hep yaşıyor su. Sizin hayatınızda da çiçekler yeşeriyor mu yoksa kuruması için su dökmüyor musunuz? Maharet size kaldı.
| KİTAP ARAYIN! |
Bekleme; bu konuyla ilgili ne düşündüğünü yaz!