16 Nis
Küçük bir kum tanesiydim,koca bir çölün ortasında.Etrafımda benim gibi milyarlarcası ile.Bir gün bir rüzgar sarstı beni,kaldırdı havaya ve götürdü istediği yere.Sonunda o da tükendi,bıraktı beni bilmediğim bir yere.Ve O’nu gördüm.İlk başta inanamadım,daha önce hiç bu kadar büyük bir kum tanesi görmemiştim.
Hemen yanımda ki bir kum tanesi bana seslendi;
-Şaşırdın galiba?
-Evet.Daha önce bu kadar büyük bir kum tanesi görmemiştim.
-O kum tanesi değil ki,o bir dağ.
(more…)
12 Nis
Dün uzaklara gittim. Hem de çok uzaklara. Dostumun babası, dönmemek üzere yola bizden önce çıkmış. Ayrılık var, ama üzülüyoruz.
Yakın sanılır bazen uzaklara yolculuklar, ama gerçekten konuşma yoktur. Mekân yakın olsa da görüşme şansını yitirmiş oluyoruz. Çünkü dünyalarımız farklılaşmıştı.
Gittiğimde ölümle yüzleştim. Kendimi hesaba çektim. İnsanın aklına ölüm uzak gibi geliyor, aslında en yakın dostumuzdur bizim, ölüm gerçeği. Nedense unutuyoruz, en yakın dostumuzu, yani ölümü.
(more…)
12 Nis
Sevginin nasıl büyüdüğünü ve nasıl büyütüleceğini birçoğumuz maalesef bilmiyor. Özellikle ben bilirim, ederim diyenlerin olması da şaşırtıcı değil mi? sizin çevrenizde de mutlaka bu tür insanlar vardır.
Bitkiler âleminde ki, bir sevgiye cevap vermenin cezasını hepimiz düşünelim. Karşılık verilmeye sevgiye bir hikâyeyle sizlere anlatmak isterim. Maalesef anlama yeteneği gelişmiş gibi görünüp de anlama idraki olmayanlara sözüm yoktur.
(more…)
12 Nis
boğazımı yırtan bir sessizliğin ucunda hayatımın en yalnız zamanlarıve ben yüzü aydınlık günlerin geceye battığı vakitteyimgökyüzüne esaret sisli yıldızlar oynaşıyor alaycı ışıklarıyla hüznümdebaşrolü kapmıştı zaten yokluğunoynamaktan yorgun düşmelerine inateskimiş kelimeleri her gün temize çekerekyineliyor acımasız savunmasınısahnede ışıklar üstündeyken ne kadar sahte duruyor oysademek ki gitmenin hakkını vermeden çarpmışsın kapıyı alnımaki hala vuruyorsun kuru dalgalarla koylarıma. ne güzelde duruyordun anlattığın sen’lerdesuss,dediğim vakitlerde bilmezdin ki ne çok ’sen’ bulurdum içindesustuğun kadar çoktun bendekonuştuğun kadar yordun emeğimiama sen hiç bilmedin benim de sustuğum zamanlarda seni ne çok sevdiğimi. şimdi beni ,hangi iz’imden kusuyorsun hatıraların üzerinehangi uçurum kıyısı soğuklara üşütüyorsun emanet’im gözlerimisöz vermiştin,hep taşıyacaktın bana dair sözlerinitutuyor musun düş’melerimi ayakta?hala yüreğinde yer var mı bana dair ?günlerin eskittiği bir benduruyor mu hala başucunda? kutuplar vuruyor üzerime üzerime,üşüyorumöylesi dayanılmaz bir ayaz ki yalnızlığımaralıksız aralıklar büyüyor dört köşemdebuz kesiliyor aklımda sessizlik vakitleribilmem hangi şairin can yakan kaçınıcı mısası vuruyor dilimeama söyleyemiyorum,susuyorumdiziliyor boğazımadolanıyor seslerime. uykularım uykusuz kalıyor gecelerigözlerime birikmiş bakışların üzerime üzerime yağıyor ferfecirdesırılsıklam bir ’sen’ oluyorum yinegırtlağıma kadar aşka batmanın bilmezzliğiyletalan edilmiş duygularımın bozgunu var hücrelerimdemartılar ölüyor şehrinden firarive ben martıların geldiği şehir kadar çürüyorum kendimeşehrinin engini kadar ölüyorum belkide.
9 Nis
Hayat beni ne kadar zorlasa da seçeneklerim her geçen gün azalsa da içimde yaşama karşı olan savaşım durmaksızın devam ediyor. Bu savaşta çok büyük değerlerimi kaybettim. Biliyorum kaybetmeden kazanamam. Bu savaş öyle bir savaş ki rüyalarımda bile devam ediyor. Neredeyse bütün hayatımı esir etti. Nereye gideceğimi ve ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Hayat tam bir bilinmezlik, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak nerdeyse imkânsız ama tek bildiğim gerçek var o da bu bilinmezliğin içindeki tek doğrunun benden başka hiçbir şeyin olmadığı, yukarıda rüyalarımda bile savaşımı devam ettirdiğimi söylemiştim. Geceleri gözlerim yorgunluğa yenildiği zaman bir anda kendimi okyanusun tam ortasında kürekleri olmayan bir sandalın içinde buluveriyorum. Bütün her yer masmavi yer ile gök sanki dans edercesine birbirine sokuluş güneş de onları kıskanırcasına denizini ve gökyüzünü seyretmekte bir anda esen rüzgâr ile beraber bembeyaz bir yelkenin açıldığını fark ediyorum. Rüzgâr beni okyanusa bilinmezliğe doğru sürüklüyor. Ellerimi denize doğru uzatıp durdurmak istiyorum ama sürüklenmekten başka hiçbir çarem kalmadığının farkına varıyorum. Bu bilinmezliğe doğru olan yolculuğumda nereye doğru gittiğimi bilmiyorum aslında bilmekte istemiyorum. Önemli olan bu yolculuk boyunca beni ne gibi felaketlerin beklediği ve ne zaman bu sandal ile beraber okyanusun derinliklerine doğru yolculuğumun son bulacağı
7 Nis
İnsanın tanınması ne kadar güzel duygudur. Size ulaşmak için çalışanların olmasını öğrenince ve konuşmak isteyenlerin can atmasını, yaşayınca insan duygulanıyor.
Yeni tanıştığım çok olgun genç, utanarak sizi tanıyorum dedi. Daha önce yüz yüze hiç karşılaşmadık. Nerden tanıyorsun dedim? İnternette giriyorum, orada yazılarınızı gördüm ve bu yazı yazan insanınla konuşsam diyordum, dedi. Allah ‘a şükürler olsun demesin mi?
Sizin görev yaptığınız kuruma giderken, bizim evimizin yanından geçiyorsunuz, geçerken diyordum ki, internetteki sayfalarda ve yerel gazetelerde yazılarını gördüğüm ilçemizde yaşayan kişi bana selam verse dünyalar benim olacak diyordum. O kadar değil, çok önemli insan değilim.
Çok merak ediyordum, dedi. Doğrudur, bende şu an bulunduğum ilçeye geldiğim zaman, ilçede yayınlanan gazetenin köşesinde yazarlık yapan yazarı ve haberlerini yazan yazarıyla selamlaşmak için fırsat kollamıştım.
Tanışmak isteyen genç, kendisini çok şanslı düşünüyordu. Sanki iyi insanmışım gibi. Ben sadece bir insanım farkım yok dedikçe, olur mu diyordu? Belki haklıydı. Kendisi oldukça mahcup gençlerimizden. Düşüncesinin saflığını gördüm doğrusu.
5 Nis
Yazım yanlışlarımla kabul et beni,Sana hiddetimin fırtınasında bir tipi getirdimOtururken yangınına, kül oldum.
Bahar, de ki; sarımtırak renklerinde hüzünAlacalısında kelebekler kondurur rüyalarımaGördüm, bildiğim en hüzünlü yanımsınÇocuk sevinçlerinde-kardan bir sevgili-Kurarken seni göklere, güvercinlerin kıskançlığıİsyanımı alıp götürdü.
-Behre-Çöle gelen deniz…Kurut kuraklığımı, mevsim olsun bakışınİkliminde ceylanlar suya düşsünDüş sende, düş gibi yakama Ellerinle diktiğin hayalin İlkbahar olsun.
-Behre-Çöle gelen deniz…Gördüğüm günün aydınlığısınDolunayda yüzüme vuran şuleParıltısısın gözbebeklerimden süzülenİki damla yaş, en çok da aşk.
4 Nis
Aslında mutlu olmam lazımBilgisayarımın karşısına geçip ne zaman bir şeyler yazmaya başlasam farkına varmadan yazılarımın üstünde bir kara bulut oluşuyor ve yazılarımın çoğu negatif bir akıntı doğrultusunda devam ediyor.Kimi zaman yalnızlık kimi zaman hayata karşı olan savaşım ile baş başa kalıyorum.Geçenlerde bu konu üzerinde düşündüm.Neden yazılarıma olumsuz bir hava katmaktayım?Bazı zamanlar iyi şeyler yazmak için otursam da ne olduğunu anlamadan ruh halim değişiyor ve ben
4 Nis
Sağlam geliyoruz,
Aklımızın yolundan kalbimizdeki şehrayinleri çıkartarak
Şuleleri aydan kapıp/ışığına göz yumduğumuz karanlıkları kör etmek için
Bir diri kalp/bir sağlam bilinç ile letaif kalelerini parlatmak için
Sağlam bir söz/sağlam bir yol ile dikiliyoruz karşısına cümlelerin.
4 Nis
Büyüklerimizin sözlerini iyi dinleyerek anlamamız gerekir. Anlamadığımız zaman, büyüklerimizle aramızda onulmaz problemler meydana gelir. Söylenilen sözleri anlayamamış isek, tekrar etmesini isteyebiliriz.
Büyüklerimizin sözlerini, anladığımızda ise aradaki iletişim güçlenerek devam eder.
(more…)
| KİTAP ARAYIN! |