30 Haz
Deli deli çırpınma a yüreğim..anla..aşk la !
Akla sorarsan, avunacak başka gaile ara çün aşk ‘la! ’
Kim dur diyebilir sana, dilediğin olmayanı bulup onda kaybolmaksa
Kalma şimdi gözlerimde uzun uzun
27 Haz
Birçok insan okulda, 19 Mayıs 1919’u, Atatürk’ün Bandırma vapuru ile Samsun’a ayak basması ve milli mücadelenin fiilen başladığı tarih olarak öğrenmiştir. Teorik olarak doğrudur. Bizlerde bu günü Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlarız. Ama günümüzde gençler bu bayramı içi boş kutlamaktadır. Statlarda organizasyon düzenleyerek insanlara kalıplaşmış söylemlerde bulunarak bugünün anlamı ifade edilememektedir.
22 Haz
Çanakkale mahşerinde can pazarı kurulmuş
Toprağı şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş
İman en büyük silah vatan en sevgili yar
Bağrına taş bassın beklemesin analar
19 Haz
O’na selam olsun…
Hiçbirimizin doyurucu ve herkesin ortak kabullendiği bahanesi yok yazmak adına. Çobanın kendine çizdiği yürünürlülük ve yaşanırlılık haritasıyla yazarın haritası uzaktan bakıldığında benzer gözükmese de “İnsan”lığımız bizi aynı ülkeden kılıyor. Bize emanet edilen kelimeler kadarız ve hesabını verebildiğimiz kadar kelimelere talibiz. Yaşamaya çalışma çabasından öte bir şey değil bütün bu uğraş.
16 Haz
Bir kahpe kurşunla yığıldım kaldım
Potin bağlarımı çözemem gayri
Sevdiğim ağlama sil göz yaşını
Boynuna altınlar dizemem gayrı.
16 Haz
ay vurdu şakaklarıma
gece
en uygun vaktidir şimdi özlemlerin
aşkın ümidin ve hüznün
dokunulmamış düşlerin
ay vurdu şakaklarıma
gece
içime ağdı geleceğim
kendimdeyim…
12 Haz
Ayrılıklar her zaman üzer beni. Ayrılıkların en uzağına, en ulaşılmazına açılan kapı da ölümdür. Ölüm de her faninin kaçınılmaz yazgısıdır. Bazı insanlar vardır ki, onların dehaları, hayat saçan bakışları, ruhları dirilten sözleri, ölümsüzlük diye bir gerçeğin var olduğunu açıkça ortaya koyar.
Okyanustan alınan bir bardak su, o büyük ummanın varlığını ortaya koyduğu gibi bu yüksek ruhlu insanlar da Sonsuzluğun varlığını hayatlarıyla ve de vefatlarıyla ortaya koyarlar. Onların öldüklerine bile inanamayız. O kadar canlıdırlar ki biraz sonra hemen şu kapıdan girivereceklermiş gibi ümitliyizdir. Ancak bu ümidimiz gerçeği asla değiştirmez. Giden gitmiştir bizi bize ve derinlerimizdeki karanlık yalnızlığımıza bırakıp. Bu saatten sonra, onun Sonsuz hayatta yaşadığını bilmekten daha anlamlı bir gerçek yoktur bizim için. Yoksa gerisi zulüm olacaktır, anlamsızlık girdapları doğuracaktır. Bazı insanlar ise, bin yıl yaşasalar da ölüdürler. Çünkü yaşamları sadece kendileri içindir ve hiçbir yüreğe yüreklerini klonlamazlar. İşleri güçleri, zulümdür, kötülüktür. İşte gerçek ölü bunlardır. Onlar toprağa değil unutulma karanlıklarına gömülmüşlerdir. Aytmatov ise asla bunlardan biri değildir.
8 Haz
Yağmur yağıyordu pencereye başımı yasladığımda. Yüreğimde bir tuhaflık, bir acı… Nerde olmak istediğimi ve nerde olduğumu düşündüm. Hayatımdakileri bir de. Hayatıma hoş gelenler, gerçekten hoş bulduklarım ve hayatıma elveda çekenler. Sonuncusunu hatırlamalı mıydım bilmiyorum ama giriverdiler işte aklıma.
7 Haz
Aşıkların piri yunus
Sözde seni arıyorum.
Erenlerden biri yunus
Özde seni arıyorum. Erenlere gönül verem
Dergahına bende girem
Neredesin Yunus Emre m
İzde seni arıyorum. Senin alemine daldım
Sözlerinden feyiz aldım
Tepeleri aştım geldim
Düzde seni arıyorum, Sözü manayla yoğurdun
Aradın dosdoğru odun
Hakk aşkıyla yandın durdun
Közde seni arıyorum.
7 Haz
Türkiye’de demokrasiyi zirvelerin de zirvesine çıkardık.. Bilim ve teknoloji alanında durmadan çalıştık. Bunun için sabahlara kadar uyumadık. Öyle buluşlar yaptık ki, dünya bizi ayakta alkışladı. Tam Mars’a çıkacaktık, aniden yorulduğumuzu anladık.
| KİTAP ARAYIN! |