Ağzında bir lokma bayat ekmekle

Her hece bir çıngı meşesi yanan

Bini bir say küfür savuraraktan

Uzuyorsun yolu zifti artarak

Islak kül ten gibi sarmış ruhunu

Hilesiz ayaklar hep tökezlerler

Alnında her çizgi antik bir haber

Ayanda her nasır bir harman yeri

Biraz dur soluklan seyret kendini

Her insan yıkanıp nergis suyuna

Kendini görmeden geçer gidersin

Bu narin sevdaya can vermekte var

Sonsuzu besleyen can suyu gibi

Gel şöyle gel hadi yanaş duldama

Esenlik bulursun yanı başımda

Anlatta bileyim kendimden seni

Her nekadar ihbar dilden gelsede

Haber vardır sende yitik benlerden

Yüzüne pas gibi yapışan keder

Yaşadığın çağın aydınlığı mı

Nedir bu telaşın bir yaprak gibi

Gönül sebilinin kuru mu suyu

Gül akan yarınlar gül kurusu mu

Vadedilen her şey gelen yalan mı

Kendine kıvrılıp dünü sokan mı

İnsanlık buldun mu çıktığın yolda

Aşka kul oldun mu aktığın yelde

Hiç canın yandı mı kırdığın dalda

Erdemi sevdin mi aktığın selde

Bilgiden örülü fil dişi kule

Yükselen miraca canı gördün mü

Zaman illerinde gömleği yusuf

Viran diyarlarda canı hüseyin

Kanayan her tine yüzün sürdün mü

Buldun mu kendini yittiğin yerde

Anlatta bileyim seni kendimde

Her ne kadar muhbir dildir desemde

Celladı besleyen yürek benimdir

Her ne kadar dilim haydar desemde

Gönül tamburumun mızrabı odur

Yüzünde pas gibi yapışmış keder

Yaşadığın çağın aydınlığı mı

Karanlık yarının müsebbipleri

Gölgeni kuşanan aydınların mı

Dursun Bulut

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu