10 May
En kolay iş karşımızda ki insana öğüt vermektir. Sıkıntısını anlattıkça bizce makul mantıklı, olan önerilerde bulunuruz.Borçluysa ödeme yöntemini hastaysa doktor yolunu…
Elinden tutma, yardımcı olma imkanımız olsa da çok nasihat, hiç yardım yok.
Bizde usul bu.Böyle olunca da kimse arkadaşından memnun değil. Hem de nasıl nasihatte bulunuruz hararetle, ısrarla, hız kesmeden…Son sürat hep öğüt.Eskiden atalarımız önce o konuda ki çalışmaları yaparlar, sonra öğüt verirlerdi.
(more…)
4 May
PİRAHALAR KİMDİR?
Brezilya’nın yağmur ormanlarında, Amazon havzasını sulayan Maici ırmağı kenarında küçük bir topluluk yaşıyor. Küçük yerleşme yerlerinde on ila yirmi kişilik gruplara bölünmüş olan Piraha halkının toplam nüfusu topu topu iki yüz, üç yüz kişi. Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen yerliler, avcılık konusunda ustalar ve müthiş bir konumlama yetisine sahipler.
3 May
Bir çın…
Eski kilisenin duvarlarından
Bir rüzgâr…
Hırçın
Dağıtıyor sesi adanın etrafına
Deniz yorgun, dinleniyor
Bir küçük yosun kıyıda
İntihar süsü vermiş dalgalar ona
Midye kabuğundan aşklar çıkar bu limanda
Öyle ender, öyle deniz kokan
Buluşurlar gece yakamozda
Bir yıl…Geçti üstünden
Ne gelen var ne de giden!
D. Nazlıhan Ergin
16.04.07
26 Nis
Kıyıda bir açık parantez gibi duruşuyla, Amasralı BalıkçıRemzi, muhabbete bir virgül gibi oturuşuyla Ankaralı yazar Vefa Önal, birisi deniz tutkunu, birisi şiir. Aslında ikisi de gönüllerinin denizine sevdalılar. Vefa Önal, “şair, şiirini oluşturan pek çok öz ve biçim ögesinin yüzdüğü koylara dalıp dalıp çıkarak, kimsenin görmediği, duymadığı, kendi incisini bulup çıkarır”derken, Remzi, elini denize sokup, “bugün balık olmaz hoca, denizin ateşi” var der. Sevdalarıyla olan ince dostluklarını özetleyiverirler. İkisi de bana dilek ağaçlarını hatırlatırlar, sürekli dileklerde bulunup da sulanması akıl edilmeyen dilek ağaçlarını. Bence Vefa Önal, “Şiir Sanatı” adlı eseriyle şiir ağacına yaşamsuyu veriyor.
21 Nis
Bu gece de
Aykırı düşlerimin
Damlarından düştüm öylesine
Düşledim
Bakışlarından kaçkın
Bir deli sevdayı
Parçalandım
Sana
Bölündüm gülüşlerine
Çeşm-i siyahın kadar
Boyandım karanlığa
Uykusuzum
Varlığının gecesinden
Hicretim
Sabahlara
Bu gece de
Sen oldum
Adam akıllı
Çıldırmalar orkestrası
Kustu bestelerimi
Kalp atışlarımdan
Ravzanda
Darmadağın bir katre
Yağmışım
Tövbelerimden
Kubbelerine özgürlüğün
Bu gece de
Sınandım
En ürkek yanlarımla
Meçhulüm
Bin bilinmeyenli denklem kadar
Beynimden akıp duran
Sorularla
Meşgulüm..
Vurgun yemişim
Bir gül bahçesi serabına
Yüz kanatlı hakikatimi
Hiç korkmadan
Rüyalarınla
Yitmişim..
Bu gece de
Seninleydim
Yangınlarıma kadar
Heyhat!
19 Nis
Dün arkadaşımı beklerken dikkatimi çeken bir konu oldu. Dikkatimi çeken olayı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım sizinde hoşunuza gider.
Anlatacağım konu geleceğimizle ilgili. Kendimizden daha çok önemsediğimiz evlatlarımızla alakalı.
Bir gün önce dört çocuk yani ilköğretim öğrencilerimiz koşarak boylarının yetiştiği yere kadar direklere ellerinde ki, hazırladıkları duyuruları asılıyorlardı. Acaba astıkları yazının içeriği nedir diye, çok merak ettim. Öğrencileri tanıyordum. Tanıdığımdan faydalı iş yapıyorlar dedim.
(more…)
19 Nis
Yaptığımız işin insanlara faydası olursa mutlu oluruz. Önce yer işgal etmek olmadan görevimizi ciddi yapmamız gerekiyor.
Yerel basının içinde olmam hasebiyle yazılarımı ve eğitime öğretime katkısı olacak şekilde planlarım.
Ağdalı kelimelerden kaçınırım. Faydası olmalı kullandığım köşenin, yoksa burada geçmişte çeşme başlarında yediğimi, içtiğimi anlatamam.
(more…)
12 Nis
Dün uzaklara gittim. Hem de çok uzaklara. Dostumun babası, dönmemek üzere yola bizden önce çıkmış. Ayrılık var, ama üzülüyoruz.
Yakın sanılır bazen uzaklara yolculuklar, ama gerçekten konuşma yoktur. Mekân yakın olsa da görüşme şansını yitirmiş oluyoruz. Çünkü dünyalarımız farklılaşmıştı.
Gittiğimde ölümle yüzleştim. Kendimi hesaba çektim. İnsanın aklına ölüm uzak gibi geliyor, aslında en yakın dostumuzdur bizim, ölüm gerçeği. Nedense unutuyoruz, en yakın dostumuzu, yani ölümü.
(more…)
12 Nis
Sevginin nasıl büyüdüğünü ve nasıl büyütüleceğini birçoğumuz maalesef bilmiyor. Özellikle ben bilirim, ederim diyenlerin olması da şaşırtıcı değil mi? sizin çevrenizde de mutlaka bu tür insanlar vardır.
Bitkiler âleminde ki, bir sevgiye cevap vermenin cezasını hepimiz düşünelim. Karşılık verilmeye sevgiye bir hikâyeyle sizlere anlatmak isterim. Maalesef anlama yeteneği gelişmiş gibi görünüp de anlama idraki olmayanlara sözüm yoktur.
(more…)
7 Nis
İnsanın tanınması ne kadar güzel duygudur. Size ulaşmak için çalışanların olmasını öğrenince ve konuşmak isteyenlerin can atmasını, yaşayınca insan duygulanıyor.
Yeni tanıştığım çok olgun genç, utanarak sizi tanıyorum dedi. Daha önce yüz yüze hiç karşılaşmadık. Nerden tanıyorsun dedim? İnternette giriyorum, orada yazılarınızı gördüm ve bu yazı yazan insanınla konuşsam diyordum, dedi. Allah ‘a şükürler olsun demesin mi?
Sizin görev yaptığınız kuruma giderken, bizim evimizin yanından geçiyorsunuz, geçerken diyordum ki, internetteki sayfalarda ve yerel gazetelerde yazılarını gördüğüm ilçemizde yaşayan kişi bana selam verse dünyalar benim olacak diyordum. O kadar değil, çok önemli insan değilim.
Çok merak ediyordum, dedi. Doğrudur, bende şu an bulunduğum ilçeye geldiğim zaman, ilçede yayınlanan gazetenin köşesinde yazarlık yapan yazarı ve haberlerini yazan yazarıyla selamlaşmak için fırsat kollamıştım.
Tanışmak isteyen genç, kendisini çok şanslı düşünüyordu. Sanki iyi insanmışım gibi. Ben sadece bir insanım farkım yok dedikçe, olur mu diyordu? Belki haklıydı. Kendisi oldukça mahcup gençlerimizden. Düşüncesinin saflığını gördüm doğrusu.
| KİTAP ARAYIN! |