"Blog" kategorisindeki kayıtlar listelendi...

Eylül hırsızı

Hayatı çalıyorum aslında. Ücretsiz bayram geçişlerindeki umursamazlık hem şoförün hem yolcunun üzerindeyken yolun sıkıcılığına eklenen bazı şeylerde olduğu gibi hayattan rol çalıyor, kendime göre biçiyor ve oynuyorum… Ben bir hırsızım!

Annemin önlüğümü yıkadıktan sonra söylene söylene yaptığı ütüyü özlüyorum. Beklide hayattan beklentim kalmadığı için böyle konuşuyorum. Geri dönmek yenilgi sayılacağından, -dönmek istiyorum bile demiyorum. Hoş geri dönecek ne imkânım ne de yüzüm var… İnsanın eskilerini saklamaya dermanı kalmaz, atacak gücüde var olmaz ya işte öyle bir zamanı yaşıyordum. Yaşamak kelimesinin anlamını yitirmesine sebep olmaktan Eylülü yaratan rabbime sığınırım.

Sevgili anlamıyorsa şiir yazmanın ne anlamı vardı. Aşığım demenin ne gereği vardı. Arabesk biriymiş gibi birikimlerini hiçe sayarak üstelik şiir yazmanın ne gereği vardı. Varsın anlamasındı. Yazarak var edilecek günler elbette beni yarım bırakmayacaktı… (more…)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Baharın Kadınına -2

    Ada’nın kendine has havası, büyüleyici güzelliği, rahatlatıyordu insanı. Mavinin ve yeşilin kendi tonlarıyla dansı bende düğümlenen her şeyi çözerken; denize , aşıkların sırlarını fısıldayan bahar yağmurları da silip süpürüyordu içimde; kedere, hüzne dair ne varsa… Tuvale sığmayan sadece yıldızlardı. Acaba günün yarısına merhaba dedikleri için mi? Bilmiyorum…

    Sabahları yürüyüş yaparken; ağaçların, çiçeklerin keyifli gülüşleri arasında kaybolmak adeta onlara nazlanmak ve renginin tılsımlı savaşını veren leylaklara dokunmak bana haz veriyordu. Ada’nın hayranlığına bir de o gizemli kadın eklenince zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyordum. İki yıldan beri baharda; hep aynı saatte karşımda olan bu kadınla, bir tek kelime bile konuşmamıştım. Gizemin anahtarlığını yapan zamana yenilgim miydi bu? (Tunç Tuğra seni tanıyamıyorum. Her şeye bir oyuncak gibi dokunan sen; bir kaktüs çiçeğinin abı hayıtına mı
    takılmıştın?)

    İzlendiğinin farkında olduğu halde tepki vermiyordu. Israrlı bakışlarıma rağmen; rahat ve kendi halinde olmaya devam edişi ve aldırışsız hali beni daha da etkiyordu. Sadece gitmesine yakın bir iki dakika bakışlarıma karşılık veriyordu. ( Hayır, bu böyle devam etmeyecek. Yarın ilk adımı atacağım.) (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Baharın Kadınına - 1

    Hissedilmenin zevkini bir an önce tatmak için ısrarlı, tanımlayamadığı bir hisle tedirgin ve sabırsızdı yarı kaçamak bakışları .

    Kendime yeni bir sayfa açmayacak kadar yorgundum. Defterin zamanla yaprakları sararacak, mürekkebi silinecek ve ben yine kendime kalacaktım.

    Ruh tatminsizliğe mi aşıktı? En ağır depremleri yaşıyorsun, yaralar alıyorsun, rüyana kan egemen oluyor ve acının tekrarları yelpazeleniyor yüzüne sen ruhun intiharı için yine de uçurumdasın .

    “Tunç neden gözlerin hep karşı masada” diye soruyorum kendime…

    Bu soruya nasıl cevap verilir bilmiyorum. Geçiştirsem, kelime oyunu yapsam kendime dürüst olmayacağım. Beni bir şeyler çekiyor o yöne doğru ama kendime yüzleşip cevap vermek istemiyorum. Yüzleşsem ne olacak ki. (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • hiç bir olur mu tutanla tutmayan

    Babaannem,
    yıllar önce, ben bir ortaokul talebesi, sıcak bir haziranda oruç tutup dururken,
    dallardaki eriklere ağzım sulanıp akşamı etmişken, sapanımdan kuşlara bir taş bile fırlatmadan 1 ay oruçlu geçirmişken, kadir gecesi geçip de son birkaç gün kalınca ramazandan,
    “Tutan da bir oldu, tutmayan da oğulcuğum” derdi bu günlerde.
    Daldaki eriklere, kayısılara bakıp bakıp “Hiçbir olur mu, hiç olur mu, ya babaanne” diyesim gelirdi. Öyle ya hiç bir olur mu? Yüreği dinginleşenle dinginleşmeyen, gözleri süzülenle süzülmeyen, pınardan abdest alırken dudaklarının ıslaklığını şeytana vermeyenle, şaraba hemhal eden.. bir olur mu ey rahmetli babaanneciğim bir olur mu.
    Rahat uyu, ben sen gideli hala oruçluyum benim biricik ninem….. muhabbetle dost

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Yazı Yazmak

    Yazı yazmak herşeyden önce bir sanattır. İlk insandan bu yana yazabilenler ve çizebilenler kendilerini daha rahat ifade edebilmişlerdir. Bu maharetlerden yoksun olanlar da kendilerini ifade etmek için vücut dillerini kullanırlar. Kavgalar ve can yakıcı haller bundan kaynaklanıyor. Yazabilsek ve okuyabilsek mesele kalmaz.

    Sizin sorunuza gelince…. “Yaz” demekle yazılmaz… Bu çerçevede fikir beyan edenlere katılıyorum. Ancak bu platforma katılan herkesin platforma bir katkıda bulunması elbette gerekir. Ancak bunun için bir ihtiyaç hissetmesi lazım kişinin. H. Akın kardeşimizin dediği gibi gündem oluşturmak lazım. (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 7 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Soyut Şiir

    “Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer ”Tagore
    ihtiyaç neyse o dize karşılar okuyanı. İstediğin anlam örgüsünü iç içe yerleştirirken, sana hangi sinyali veriyorsa onda kalırsın. Yüreğin dokunuşu, hissiyat, ötesi şiirin içinde var oluş; bir tuğla işçisinin eline hakim oluşu gibi değildir ki “Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır.” der Baudelaire…
    Kapısında bekçilik yaptığın hazineyi gün ışıklarıyla seyre dalmak gibi bir endişen yok ki, zaman kavramını hiçe sayışla yarışmak da değil derdin. İlla bardağı dolduran bir el mi olması gerek. Somut dayanaklar can simidi mi? Her gün boğulmayı seyre dalmak, küçülmek ve yükselmek / evin çatısı mı? Ruhun ruhtan aldığı hazzı yok sayarak şiire giriş ağızda çalkalanan kalabalık bir ordudan farklı değildir ki
    “Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü.” Der Cocteau… (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 2 Yorum
  • Kategori: Blog
  • nasıl bir dergibi istiyorsunuz?

    görüş ve önerilerinizi yorum olarak bu yazıya ekleyebilirsiniz!

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 8 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Paparazzi Blograzzi Blog Dergibi

    Blog Dergibi’yi Blograzzi’de Biraz desteklesek… Puanı iyi ama bence bizim yorumlarımızla daha iyi tanıtılır. Blograzzi’den site keşfeden pek çok insan var. Bu fırsat kaçmamalı bence Dergibi Blogcular!
    http://www.blograzzi.com/blog/blog.dergibi.com

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 1 Yorum
  • Kategori: Blog
  • İşte size bir soru: “İnsanlar ‘Buyrun, işte size fırsat! Haydi yazın!’ denildiği halde neden yazmaz?”

    Cevaplarınızı yorumlara bekliyorum!

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 51 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Nuray Mert
    Modern dönem öncesinde siyasal iktidarlar meşruiyet zeminlerini toplumun rızası üzerine kurmak iddiasında değildi. Ancak toplumun rızasını bir şekilde devreye sokmayan hiçbir iktidar, sadece kaba kuvvetle, zor kullanarak ayakta kalamaz, kalamamıştır…

    Çok partili hayata geçişle, demokratik siyasetin sahneye çıkması, dünya koşulları bir yana, herşeyden önce, Cumhuriyet rejiminin otoriter biçimde kendini tahkim etmesinin ardından mümkün olabildi. Demokrat Parti’nin siyasal sahneye çıkışı ile, …

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog

  • Üye Girişi





    Hemen abone olun! Yeni yazılar e-posta ile gelsin:

    Dağıtım: FeedBurner

    Bağlantılar




    Arşiv



    KİTAP ARAYIN!




    Alexa Rating