"Blog" kategorisindeki kayıtlar listelendi...

Çekim Yasası

Don Boyer
Düşündükleriniz Ne ise, Siz O’sunuz…

Bu kitapta siz tüm zamanların en büyük düşünürleri tarafından kullanılan ve Çekim Yasası olarak adlandırılan olağandışı sırrı öğreneceksiniz. Thomas Edison, Albert Einstein, Henry Ford ve Andrew Carnegie bu sırrı kullanmıştır. Kitapta günümüzün 19 en güçlü akıl hocası bir araya gelerek çekim yasasının dinamik evrensel sırlarını ortaya koymuştur. Bu akıl hocaları arasında Bob Proctor, John Assaraf, Denis Waitley, Jim Rohn, Mark Baker, Brian Tracy, Mick Mo…

Kaynak: kitapyurdu.com Ã

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Safran Sarı (Ciltsiz)

    İnci Aral
    Yazarlığının 30. yılında İnci Aral’dan, Türkiye’nin bu zamanlarına dair, kolay unutulmayacak bir roman: Safran Sarı. Genç yaşta yükselmiş bir yatırım uzmanı; eski eser kaçakçısı bir kadın; üniversite mezunu bir telekız.
    İnci Aral, “Geleceksizlik” üzerine kurduğu romanında bu üç kişinin kesişen yollarını anlatıyor. Safran Sarı; para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni.. SİTE:www.kitapyurd…

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Yusuf’un Üç Gömleği

    Abdullah Yıldız
    Biz, bu çalışmamızda; insanlık tarihinin en güzel, en hayırlı insanlarından Hz. Yusuf’un (a.s) güzelliklerle dolu kıssasını, bugünün dünyasında yaşayan müminler olarak günümüze taşımaya gayret edeceğiz. Bunu da Yusuf Aleyhisselam’ın hayatının üç önemli aşamasına işaret eden simgesel üç gömlek ekseninde çerçevelemeyi deneyeceğiz. Hz. Yusuf’un çocukluk dönemini hatırlatan kanlı gömleğinin onun mazlumiyet ve mağduriyetini simgelediğini, delikanlılık dönemini özetleyen arkası yırtık gömleğin onun if…

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Siz / Diyettesiniz

    Selim Yeniçeri,Mehmet Öz,Prof. Dr. Michael F. Roizen
    Neden canınız bir şey yemek istediğinde ya da iştahınızı açan şeyler önünüze geldiğinde çok fazla yağ depolayacağınızı düşünerek mutsuz olasınız?
    Diyetin işe yarayabilmesinin “gerçekten işe yarayabilmesinin” tek yolu, yemek yemeyi diyette olduğunuzu bile asla anlamayacağınız kadar basit ve otomatik bir hale getirmektir. Eğlendirici yazım tarzları, keskin zekaları ve güçlü mizah duygularıyla Prof. Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Michael F. Roizen, size vücudunuzu öğretiyorlar; vücudunuzun neden ve na…

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Dünya Politikasına Yön Verenler

    A. Altay Ünaltay
    Dünya Politikasına Yön Verenler

    William Yandell Elliot
    Robert Strausz Hupe
    George Soros
    Bernard Lewis
    Sir Henry Alfred Kissinger
    Zbigniev Brezinski
    Samuel P. Huntington

    Bu kitap Britanya’nın, onların yaptıklarına oluru olsun-olmasın, ABD içindeki Britanya hayranı imparatorlukçu elitleri tanıtıyor.
    Artık ABD’de de açıkça kabul edilen görüş o ki, bu Amerikan Cumhuriyetçi geleneğinden xx.yy. boyunca sürmüş büyük bir sapmadır; ABD kendi standartlarını koruyarak var kalacaksa, bu akımı t…

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • ‘Hayır!’ Diyebilmeli İnsan

    Alev Alatlı
    Belki de bu yüzyılda insanın en çok kullanması gereken kelime “Hayır!” olmalı. Ne var ki, ‘Evet’in revaçta olduğu bir zamana tanıklık ediyoruz. Bu anlamda Alev alatlı’nın yazılarıyla zamanını yorumlayarak çizdiği haritada; işaretlenmiş ne çok “Hayır!” olduğunu göreceksiniz.
    Yazarın çağına tanıklığı vicdani bir sorumluluk iken, ülkemizdeki çoğu güçlü kalemin, aksine bir yönelişle Batılılaşma heyecanı içinde hazır gündemler peşinde durduğunu söylemek üzüyor bizleri.
    Alev Alatlı’nın bakışı ve d…

    Kaynak: kitapyurdu.com Ã

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Blog Dergibi, Blograzzi’de!

    Dergibi Blog’a Blograzzi’de rastladım. Haberiniz var mı bilmiyorum:
    http://www.blograzzi.com/blog/blog.dergibi.com

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 1 Yorum
  • Kategori: Blog
  • korsan sözlük

    bu bir reklamdır. çeşitli alanlarda tartışma sahası olan bir sözlüktür. kurucusu bendenizim. sizi tanıtırken http://www.korsansozluk.com/dergibi kendimizi de tanıtalım dedim. hoş dedim. entry formatına aykırı bir tanımlamayla kendimizi tanıttım. gün itibariyle 250 yazarımız mevcut. 20-40 yazarımız çok faal.

     daha ne diyelim: sözlük işte…

    http://www.korsansozluk.com

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Fark(etmek)

    Dünyanın döndüğünü fark etmem, yürümeye başlamamla aynı zamanda oldu. Komik gelebilir ama ben ta o zamanı hatırlıyorum. Düştüğümde başım garip bir şekilde dönüyordu. Etrafımdakiler yani annem ve teyzelerim, en az başımda olan garip dönme kadar garip bana bakıyorlardı. O halim onlara zevk veriyordu. Çünkü büyümek ve büyüyen bir çocuk görmek zevk vericidir. Neyse, Ben dönüyordum bu demekti ki babamın çalışma odasındaki o şeyde –bu dünya oluyor- dönebilir ki dönmeye çok müsait görünüyordu. Yani demem o ki dünyanın dönmesi normal bir durum. Farkındalığım ve kardeşlerimden farkım orda başladı. Ora nere diye sorarsanız, ora yani babamın en kıymetli –coğrafyacıdır babam- ders anlatım gerecini ufak bir deney için döndürüp, döndürmekle kalmayıp düşürdüğüm ve yere düştüğüm zamandı… Neyse ki kabullendim düşerek ve dönerek öğrenme düsturunu. Kabullenmek demek hayata 1–0 önde başlamak demekti. Ta ki son Dakka golüyle, uzatmalara kaldığız ve penaltı atışlarına bırakıldığınız zaman, topu atacak gücünüzün bile olmadığını anlamışsınızdır…
    Çocukluğum sıradandı. Her çocuk gibi gök gürültüsünden ben de korktum. Anne babamın ortasına, kardeşlerimin üzerine sığındım. Ve her çocuk gibi düşünce ağladım. Sebze yemeklerinden kaçtım. Laf aramızda annem çok güzel pırasa yapar. On yaşımdan sonra damak zevki diye bir şeye sahip oldum. Sonrasında da annemin pırasası bu zevkimin başını çekti. Ne diyordum? He çocuktum. Her erkek çocuk gibi top oynadım. Tabi ki üstümü başımı kirletip, eve döndüğümde kafama terlik yiyerek ya da ‘pis pis çoraplarla dolaşma evde’ sesiyle büyüdüm. Sitede oturduğumuz için öyle erik ağacına dalma anım pek yok. Ama varmış gibi sıradanım… Okumayı öğrendiğimde kurdele sahibi oldum. Maviydi benimki. Kızlara da kırmızı verirlerdi. Erkek olduğumu sanki mavi kurdele kanıtlayacakmış gibi inatla mavi…
    İlk aşkım öğretmenim oldu. Görüyorsunuz değil mi? Sıradan bir çocukluk hali işte, demiştim size. Çok güzeldi, evlenip tayinini Bandırma’ya aldırdı. Giderken de sıkı sıkı tembihledi ‘yeni öğretmeninizi sakın üzmeyin’ diye. Üzmedim de… İnsan sevdiğinin sözünü dinlemeli her zaman. Ama ben onun bana uygun olmadığının farkındaydım. Farkındalık bazen can sıkıcı olabiliyor. Ama olsun…
    Büyüdükçe değiştim. Her şeye farklı yerlerden baktım. Aslında doğru yerlerden demeliyim. Mesela patlıcan tuzlu yemeklere yakışır. Tatlısı yapılmamalı yani haksız mıyım? Bunun gibi önemsiz görünen şeyleri düşündüm. Mesela yaşlılar: herkes genç olsaydı; ölmeseydi çok kötü olurdu. Hırsın zenginliğiyle dolu bir dünyamız olurdu. Şimdilerde gençler yaşlılardan nefret ediyor.
    Üniversitedeyse hiçbir duvara yazı yazmadım. Bu bence düşünce özgürlüğü değildi. Aksine kişisel haklara tecavüzdü… Solcu ya da sağcı kalıplarına asla sığamadım. Allah’a inandım ve onun kurallarına uymaya çalıştım. Olmadı ya da ne bileyim olduramadım. Benim ki şikâyet hali. Karıncayı ezmek istemezken, yuvasını ezmek gibi bir şey.
    Neyse, insanlar vatan, millet, din elden gidiyor diye nidalar atarken, ben hiçbir şeyin bir yere gitmediğinin farkındaydım. Aksine bu söylenenlerin, o kavramların buradan taşınıp gitmesine sebep olabileceğini savundum.
    Geçen gün de dedim doktor bey benim rahatsızlığıma bir isim arıyorsanız, bu kesinlikle delilik değil, sadece farkındalık…
    —Tamam, Selim bey, çok hoş bir sohbetti… Teşekkürler. Hemşire hanım, Selim Bey’i odasına alınız…

    — Kolay gelsin hocam. Tutanağa ne yazalım Selim Bey’in okurları ve gazeteci dostları raporunuzu bekliyor… Hocam, hocam ne yazalım…
    - Yaz o zaman Sema: sayın yazar deli değildir. Farkındalığı ve diğer kimselerden farkı onu yormuştur. Bir müddet dinlenmek üzere misafirimiz olacaktır. O esnada da psikologlarımız ve bizzat ben ilgilenip bir değerlendirmede bulunacağız…
    - Ha sema birde Selim Bey’e istediği kitapları getirtelim. Yaşamak diye bir kitap varmış. Eşinden rica edin getirsin…

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 3 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Frithjof Schuon’un Deniz adlı şiiri, Serpil Özçeşmeci’nin çevirisiyle ilk kez dilimize kazandırıldı. Serpil Özçeşmeci ve Çeviri Şiir bölümü editörümüz Ali Ömer Akbulut’a emekleri için teşekkürler.

    Şiiri okumak için tıklayın!

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 1 Yorum
  • Kategori: Blog

  • Üye Girişi





    Bağlantılar




    Arşiv



    KİTAP ARAYIN!




    Alexa Rating