"Blog" kategorisindeki kayıtlar listelendi...

sayın melih bayram dede’nin dikkatine

çok değerli Melih Bayram Dede, interneti kullanma konusunda acemiyim. benim asıl adım hüseyin akıncı, ama yazı ve şiirlerimde HÜSEYİN AVNİ CİNOZOĞLU müstear adımı kullanıyorum.Yazılarımın HÜSEYİN AVNİ CİNOZOĞLU olarak takdim edilmesi mümkün mü?Saygılarımla

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 3 Yorum
  • Kategori: Blog
  • iki saatli mabed

    Çocukken gözlerimin eriştiği ufuklar arasında sandığım küçük bir dünyaydı dünya, o kadar. Sıradağların masal devleri gibi yükseldiği sınırsız denizlerin, çok ışıklı şehirlerin git gide büyüdüğü büyük dünyaya alışırken, çocukluğum da geride kaldı.O  zamanlar bir kasaba görünümündeki şehrimizin dışında bir tepenin eteklerine yaslanan mahallemiz;  ‘Bir mümin öldüğünde ağladığımız’ bir mahalleydi.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Yer Sofrası Savunması

    Tüm dayatmalara rağmen yılmadım, mücadele ettim ve bu akşam da yemeğimi yer sofrasında yedim.

    Evet, üzerindeki verniğin etkisiyle parıl parıl parıldayan, belki de evimizin en kullanışlı bir bölümünde bir sokak çocuğunun sokakta kapladığı yerin dört beş misli kadar yer kaplayan o meşe kaplamalı üzeri birbirinden gösterişli dantellerle örtülü masanın tüm çekiciliğine yenilmeden bu akşam da yemeğimi yer sofrasında yedim.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 3 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Bu Anıları Mutlaka Okuyun

    Hüsrev ve Hüseyin Hatemi kardeşleri bilmeyenimiz yoktur. Hangi düşünce ve görüşte olursa olsun ekranda onları görüp sesini işitenler anında ifratla tefrit arası orta bir noktanın da olabileceği konusunda ferahlık hissederler. Düşünce ritminde konuşmaları, alışıldık aydın tiplemesinin dışında, yanlarına kolayca yaklaşılabilen karakterde bir münevver oluşları, bu iki değerli bilim adamını (bazı bağnaz güruhları saymazsak) herkesin ortak değeri kılmıştır. Hüseyin Hatemi hukuk alanında, Hüsrev Hatemi ise tıp alanında ülke sınırlarını aşan haklı bir üne sahip. İkisi de edebiyatla aktif ilgileniyor. Hüseyin Hatemi’nin aruz denemeleri olduğunu, hatta aynı tarzda şiirler içeren bir kitabının olduğunu da biliyoruz.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Puştmodern zamanlar ve insan ilişkileri

    Modern diye tabir edilen günümüz dünyasında, insan ilişkilerinin geldiği menfi boyutun her türlü puştlukla süslenişidir puştmodernizm… Köprüden geçene kadar ayıya dayı deyip, ‘‘ayılaşan’’, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, deyip ‘‘yılanlaşan’’  ‘‘insancık’’ları gördükçe çıldırasım geliyor.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 2 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Bakış

    Filiz’e

    Ben yerden
    Sende benden alamadın bakışlarını.

    Utanıyor
    Unutamıyorum

    Affet ve al
    Bakışlarını üstümden
    Ağırlığını yazamıyorum bile.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 1 Yorum
  • Kategori: Blog
  • Okyanusun en derin noktası

    - Okyanusun en derin noktası Pasifik Okyanusu nda, Guam adasının güney batısındaki Mariana Çukurudur. Derinliği tam tamına 11033 metredir. Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru na ulaşması tam bir saat alır.

    - Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru’na ulaşması tam bir saat alıyor.

    - Dünyanın Yaklaşık Olarak % 70.5’ini Okyanuslar Kaplamaktadır. Denizlerin Toplam Yüzölçümü 360.800.000 Km2‘dir.

    - Okyanusların Büyüklüklerine Göre Sıralaması;

    Büyük (Pasifik) Okyanus : 179.700.000 Km2
    Atlas (Atlantik)Okyanusu : 104.500.000 Km2
    Hint Okyanusu : 74.900.000 Km2

    - Okyanuslarımızın Derinliklerine Göre Sırasıyla;

    Büyük (Pasifik) Okyanus : 4.028 M.
    Atlas (Atlantik)Okyanusu : 3.323 M.
    Hint Okyanusu : 897m.

    - İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’liler, yarasaları bomba ikmali için kullanmayı denemişler.

    - Tavuğun ne renk yumurtlayacağını kulak memelerinin rengine bakarak anlamak mümkün. Eğer kulak memeleri beyazsa yumurtası beyaz, kırmızıysa yumurtası kahverengi oluyor.

    - 10′uncu yüzyılda İran’ın veziriazamı olan Abdul Kasım İsmail, kitaplarına çok düşkün bir adammış. Bu sıradan bir düşkünlük değil. 117000 cilt kitaptan oluşan kütüphanesini nereye giderse yanında götürüyormuş.Bu iş için develeri kullanıyormuş. Özel eğitimli 400 deve, alfabetik olarak sıralanarak vezirin kitaplarını taşıyorlarmış.

    Google Genel Hizmer Reklamları

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • mevlana’nın sesi, hakikatin sesi

    “Can nedir? Hayırdan, şerden haberdar olan, lütuf ve ihsana sevinen, zarardan yerinip ağlayan şey.
    Madem ki canın sırrı, mahiyeti, insana hayrı, şerri haber vermede… Şu halde hakikatten kimin daha ziyade haberi varsa o, daha canlıdır.”

    Kimimiz sıkı ve çetrefil ilişkilerin olduğu kalabalık ve yoğun şehirlerde yaşıyor, kimimiz durgun bir deniz yüzeyi gibi billurlaşmış bir sessizliğin ortasında, kendi can’ına, kendi akl’ına, kendi ruh’una dikkat kesilmiş müsekkin bir kıyı kasabasında, kimimiz taşrada bir ovanın bir bozkırın ortasında, tabiatin sükun verici şefkatine mahzar, kimimiz bir otoyol kavşağında araba gürültüleriyle müzmin; ‘dünya’ denen macerada yazı’mızı okur, yaşar, sökmeye çalışır, tedris ederiz. Herkes hakikatin yazı’sıyla mühürlüdür bu evrende, saat çalınca tedrisatı tamamlayıp kalkar gideriz.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • insanın hakikati arayışı olarak sanat

    “Dil, varlığın evidir” Heidegger

    Modern yaşama tarzının tekdüzeliğin­de/monotonluğunda sıkışıp kalan modern bi­rey, kendisi için kurtuluş yolunun ancak sana­tın geniş evreninde iç bunaltısına, saplantısına, tedirginliklerine, karmaşık duygu ve endişele­rine merhem olacak, onu gündelik çarkın ka­rakterini zedeleyici etkilerinden azade kılacak şeyin, bir şiirsel dinamizmle, bir sanatsal atı­lımla mümkün olacağını söyleyebiliriz pekala.

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog
  • şiiri savunmak

    Ahmet Güntan’a

    İçinde yer aldığımız çağda şiirin savunulmaya değer bir yanı var. Şiiri savunmak, özgürlüğü savunmaktır. Peki nedir özgürlük? Özgürlük kavramı, bizi hangi anlam alanına götürür?

    Özgürlük her şeyden önce, bizi, reddedişe götüren, bize ‘hayır’ demeyi öğreten bir kavramdır. ‘Evet’ demenin gönendirici iklimine götürür aynı zamanda. ‘Evet’ demek, bizi, iyi olanın, olumlu ve ‘doğru’ olanın onanmasına, tasdikine ve filizlenişine götürür. ‘Evet’ demek, içsel manada kötülüğün gövermesine bir engeldir. Biz ‘evet’ diyerek çağın başımıza saldığı belaları onaylamaktan  yana bir tutum sergilemeyiz. Her şeye  rağmen korunması gereken ‘kurtarılmış bir bölge’ vardır. Şiir  ‘evet ‘ten ziyade ‘hayır’dır. Peki neden ‘hayır’?

    (more…)

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 0 Yorum
  • Kategori: Blog

  • Üye Girişi





    Bağlantılar




    Arşiv



    KİTAP ARAYIN!




    Alexa Rating