26 Eki
Fransa Rennes Belediyesi tarafından “Kültürel Buluşma / Convergences Culturelles” adı altında düzenlenen etkinliklere bu yıl 7 Türk fotoğrafçı Türkiye fotoğraflarıyla katılıyor.
12 -15 Kasım tarihleri arasında Fransa’nın Rennes şehrinde düzenlenecek olan “The Turkey Junction / Türkiye Kavşağı” adlı sergide İzzet Keribar, Nadir Ede, Yusuf Tuvi, Sadık Demiröz, İbrahim Zaman, Haluk Uygur ve Timurtaş Onan’ın toplam 44 fotoğrafı yer alıyor.
25 Eki
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Beylikdüzü’nde düzenlenecek olan 26. İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğu Metin And olacak.
17 Haziran 1927′de İstanbul’da doğan Metin And, Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1950) bitirdi. Öğrencilik yıllarında beş yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı’na devam ederek Ferdi von Statzer’den piyano dersleri aldı. Yüksek lisans yapmak için Londra’ya, daha sonra bale, opera ve tiyatro eğitimi için Rockefeller Vakfı bursuyla New York’a gitti. Bir süre Kavaklıdere Şarapları’nda yöneticilik yaptı. Yazı yaşamına edebiyat, opera ve bale eleştirmenliği ile başladı.
24 Eki
Londra’daki Sotheby’s müzayede evinde yapılan açık artırmada, Fatih Sultan Mehmet’in portresini yapması ile ünlü İtalyan ressam Bellini’nin öğrencilerinden birinin yaptığı Fatih Sultan portresi, çetin geçen bir açık arttırmanın ardından 400 bin sterline sahibini buldu.
Müzayede evinin komisyonu ve yapılan masraflar sonunda alıcının ödeyeceği son fiyatın ise 1 milyon 175 bin 940 YTL (468 bin sterlin) olduğu açıklandı.
Fatih Sultan Mehmet’in 16. yüzyılda yapılmış olan yağlı boya resmine servet ödeyen kişinin kimliği ise açıklanmadı.
Daha önce New York ve Paris’te de sergilenen 21 santimetre-16 santimetre ölçülerindeki tablo, Sotheby’s müzayede evinin son kataloğunda da kapak fotoğrafı olarak yer aldı. 200-300 bin sterline satılacağı tahmin edilen portreye verilen miktar müzayede evini de oldukça memnun etti. Müzayede ayrıca, Şah Cihan’ın kılıcı da rekor bir fiyata, 1 milyon YTL’ye satıldı.
23 Eki
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından 27 Ekim-4 Kasım 2007 tarihleri arasında düzenlenecek olan 26. İstanbul Kitap Fuarı’nın , bu yılki teması ‘Akdeniz’de Edebiyat; Edebiyat’ta Akdeniz’ olarak belirlendi.
Her yıl ayrı bir tema çerçevesinde, okurla yazarı buluşturan İstanbul Kitap Fuarı, kültür ve edebiyat etkinliklerini de kapsıyor. Kitap Fuarı’nın bu yılki teması, İstanbul Kitap Fuarı Danışma Kurulu tarafından ‘Akdeniz’de Edebiyat; Edebiyat’ta Akdeniz’, onur yazarı ise Sayın Metin And olarak belirlendi.
Fuar süresince söyleşi, panel, şiir-dinletisi ve çocuk etkinlikleri gibi 250 kültür ve sanat etkinliği ve Akdeniz teması çerçevesinde yurt dışından konuk yazarların katılımıyla çeşitli söyleşiler gerçekleştirilecek.
(more…)
22 Eki
Çek yazar Milan Kundera, kendisini uluslararası alanda üne kavuşturan ‘Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ romanıyla bu kez ana vatanında ödüllendirildi.
Çek Kültür Bakanlığı Sözcüsü Marcela Zizkova, Kundera’nın, Çek Cumhuriyeti 2007 Devlet Edebiyat Ödülünü kazandığını açıkladı. Yazarın Kültür Bakanı Vaclav Jehlicka’ya bir mektup yazarak, yaklaşık 11 bin avro para ödülünü de kapsayan bu ödül için teşekkürlerini ilettiğini belirten Zizkova, ancak Kundera’nın yarın yapılacak törene rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağı söyledi. Kundera’nın rahatsızlığının ne olduğu konusunda bilgi verilmedi.
28 Tem
Ünlü yazar Halil Cibran’ın, en çok bilinen dört kitabının el yazısı taslakları ve not defterleri, Princeton Üniversitesi kütüphanesine bağışlandı.
Lübnan asıllı Amerikalı araştırmacı Profesör William H. Şehadi’nin ailesi, Şehadi’nin hakkında bir kitap yazdığı el yazmalarını kütüphaneye bağışladı.
Şehadi’nin, Cibran’ın notları ve taslaklara dayanarak yazdığı “Halil Cibran: Yaratılış Sürecinde Ermiş” kitabı 1991 yılında basılmıştı. Kütüphanenin özel koleksiyonlar bölümünün yöneticisi Don Skemer, bu el yazması koleksiyonun “ikonik değerinin çok büyük” olduğunu söyledi.
Lübnan’da doğan Cibran, 1912’de ABD’ye göç etti. Arapça ve İngilizce yazan Cibran aynı zamanda resimle de uğraştı. Eserleri, 1931’deki ölümünden yıllar sonra, 1960’lardan itibaren büyük ilgi görmeye başladı.
1923’de ilk basımı yapılan “Ermiş”, Cibran’ın şiirsel bir dille insan hayatı üzerine yazdığı kitaplarının en önemlisi olarak biliniyor. İngilizce yazılan “Ermiş”, aralarında Türkçe’nin de olduğu 20 dile çevrildi.
20 Tem
Son 20 yıldan bu yana Rusya’da yaşamakta olan Ürdünlü yazar Kafa Az Zoobi’nin 80-90′lı yıllara denk gelen Sovyetler Birliği’nin çöküşü döneminde Rus insanının hayatını anlatan “Leyla, kar ve Lyudmila” adlı romanı, Moskova’da RİAN Haber Ajansı’nda düzenlenen bir basın toplantısıyla Rus kamuoyuna tanıtıldı.
Sovyetler Birliği döneminde bu ülkeye eğitim almaya gelen komünist ideoloji taraftarı Arap gençlerin Rusya’da karşılaştıkları gerçek durum karşısındaki şaşkınlıkları ve özellikle Arap ve Rus kadınının manevi değerleri arasındaki çarpıcı farkları yansıtan eser, Arap yazar ve eleştirmen Abu Bekir Yusif ve Rusya Şarkiyat Enstitüsü eğitim görevlisi Fasih Bederhan tarafından değerlendirildi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Abu Bekir Yusif, şimdiye kadar Rusya’ya çok Arap yazar geldiğini ancak kimsenin Rusya’daki hayatla ilgili herhangi bir eser yazmadığını belirtirken, sırf ilk olması açısından bile bir Arap yazarın Rusya hakkında roman yazmasının çok büyük önem taşıdığını vurguladı. Sovyetler Birliği döneminde Rusya’da eğitim alan ve bu devletin çöküşüne tanık olan yabancılar açısından bu eserin özellikle ilgi çekici olacağını kaydeden Abu Bekir Yusif, “Yazarın çok zor bir dönemi
kaleme almasına rağmen olayları bu kadar gerçekçi şekilde canlandırması beni oldukça şaşırttı. Özellikle doğu ve Rus kadını arasındaki manevi değerlerin çatışmasına sahne olan eser sayesinde ilk kez Arap dünyasının Rus kadınları hakkında bu kadar geniş bilgi alabilecek olması da çok sevindirici” dedi.
Eseri büyük memnuniyetle okuduğunu ve çok beğendiğini kaydeden Fasih Bederhan ise, “Bu eser Rusya’da eğitim alan yabancıların hayatını yansıtması açısından da çok önemli. Eserde komünizm ideali ile Rusya’ya gelen yabancıların nasıl hayal kırıklığına uğradığı ve genç Arap komünistlerin nasıl restoran işletmecisi kapitalistlere dönüştüğünü çarpıtıcı bir şekilde ortaya koymuş. Eserin kahramanı Leyla doğu kadınının manevi özelliklerini canlandırırken, Lyudmila ise Rus kadınının manevi özgürlüğünü sergiliyor.
Bu eser sayesinde ilk kez Arap dünyası Rus kadınının ne kadar özgür olduğunu anlayabilecek. Eserde Leyla’nın Lyudmila’nın özgürlüğü karşısında ne kadar şaşırdığı ve kendisinin de böyle özgür bir yaşama başlama kararı alınca manevi açıdan ıztırap çektiği ve kendisini suçlu hissetdiği gözüküyor” diye konuştu.
Kitabın Rus aydınlarının yaşamını, çeşitli suç çetelerinın faaliyetlerini yansıtması açısından da oldukça önem taşıdığını belirten Bederhan, “Esere yönelik tek eleştirim Leyla’ya aşık olan Raşit’in intihar yoluyla hayatına son verişi ve Leyla’nın ise bazı iç tabulardan kurtulamamasıdır” diye konuştu.
Yazar Kafa Az Zoobi ise eserinde çok zor bir dönemi kaleme aldığını ve bu dönemde Rus insanının yaşadığı zorlukları yansıtmaya çalıştığını kaydederek, “Sovyetler Birliği’nin çöküşüne tanık olan bir insan olarak ben de bizzat Rus insanı ile birlikte aynı heyecan ve zorlukları yaşadım. Gerçekten Sovyetler Birliği’nin çöküşü bir insanlık trajedisiydi. Eserde Lyudmila her ne kadar çok özgür ve neşeli bir Rus kadını rolünü oynasa da toplum içindeki manevi boşluk ve manevi değerlerin kayboluşu onu da ciddi şekilde etkiliyor ve gerçekte Lyudmila’nın Leyla’ya kıyasla daha mutsuz olduğu ortaya çıkıyor. Lyudmila ve Leyla arasında gerçek bir dostluk söz konusu ve bu dostluğun halklarımız arasındaki ilişkileri de yansıttığı görüşündeyim” şeklinde konuştu.
9 Haz
Türkiye Bilişim Derneği, (TBD) bilişim alanında etkin faaliyet gösteren bir dernek. TBD, Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda bir sivil toplum kuruluşu olarak söz sahibi olmanın yanında, Dergibi okurlarının bir çoğunun da hatırlayacağı gibi, Bilimkurgu Öyküleri Yarışması da düzenliyor.
Bu yıl sekizincisi düzenlenen Bilimkurgu Öyküleri Yarışması’nda kazananlar nihayet açıklandı. Yüz dört eserin katıldığı yarışmanın jürisinde, Bülent Akkoç, Yasemin Altun, Orhan Bursalı, Hakan Erdem ve Gökhan Tok yer aldı.
Yarışmaya SaŞaZa rumuzuyla katılan Serdar Hamdi Semiz, Define adlı öyküsüyle birinci oldu. 1971 Üsküdar doğumlu olan Semiz, Elektrik mühendisi. Semiz, 1998 yılında ilk kez yapılan TBD Bilişim Dergisi Bilimkurgu Yarışmasının da birincisiydi. Yarışmanın ikincisi ise Ölü Gezegen adlı öyküsüyle Ali Öztürk oldu. Öztürk, bilgisayar mühendisi ve Selçuk Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Anabilim dalında doktora yapıyor. Yarışmada üçüncü sırayı ise Kişisel Kurgu adlı öyküsüyle Umut Güzel aldı. 1985 doğumlu olan Güzel, dereceye giren en genç öykücü. Güzel, İstanbul Üniversitesi Maliye Bölümü öğrencisi ve sinema tutkunu.
Dereceye giren öyküleri buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
| KİTAP ARAYIN! |