3 May
Bir çın…
Eski kilisenin duvarlarından
Bir rüzgâr…
Hırçın
Dağıtıyor sesi adanın etrafına
Deniz yorgun, dinleniyor
Bir küçük yosun kıyıda
İntihar süsü vermiş dalgalar ona
Midye kabuğundan aşklar çıkar bu limanda
Öyle ender, öyle deniz kokan
Buluşurlar gece yakamozda
Bir yıl…Geçti üstünden
Ne gelen var ne de giden!
D. Nazlıhan Ergin
16.04.07
21 Nis
Kaldır üstümüzdeki vizri
Seyyidim !
Kurt sofrasında tilki gülüşü:
Kuzu! Postuna halel getirmeyesin ha!
Yıktığımız kendimiz mitoslarla
Yalanladıkları kendileri
İnsan,nisyan bi-niyaz
Az zamanda tez ölümdür sakladığımız
Kaldır üstümüzdeki vizri Seyyidim!
Meyvesiz bir çınar üstümüzdeki
Beslemedik gölgeden başkasını
Baltalayan kolu gördük yendir içimizdeki
Kabuklarına mest olduk,odununa tütsü
İnsan, nisyan bi-nazar
Az toprak çok semeredir sakladığımız.
Kaldır üstümüzdeki vizri Seyyidim!
Zaman ve mekan bende oyunbaz
Sende ne Seyyidim!
12-1-08
21 Nis
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum
Susuverdi ağustosböcekleri
Kemençelerini, şarkılarını
Vurup sırtlarına çekip gittiler
Nereden mi biliyorum yazın bittiğini
Arıkuşları daha bir kilim renginde
Taşa, toprağa
Daha bir yakın uçuyorlar
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum
Bir beyaza çalışıyorum ben
Gurbete ve ölüme gidiyorum akşamüzeri
Bir giz ile bütünleşiyorum
Oturup yazacağım bunları bir güz
Havada yeleğimin terli resimleri
Nerden mi biliyorum yazın bittiğini
Şu kızın göğüsleri
Uçmaya hazırlanan yaz sonu havası
Ergenliğini alıp götürüyor rüzgar
Sızıyor edası turuncu yollardan
Yazın bittiğini kimse bilmiyor
19 Nis
I
Dudaklar yansa da dereler soğudu
II
Şarkılar söylüyor tarlakuşu
Geçerken hüzünlü gül sandıkları
Üşüyor anaların gözyaşıyla
Güleç göller, utangaç gökyüzü
Ve reçine kokuyor üzümler
Taneleri iri yar gülümsemesi
Güzdür şimdi anıları okşayan
III
Uçarken mavi gönül kelebeği
Evlendi, çoğalsın diye çocuklar
Ve bitti sevda, savruldu goncası
Ölü güller taşıyor koynunda
Ellerinde boş bir kuş yuvası
Güzel olsun diye meyveleri
Yaşlanan frenkincirleri, boz alıçlar
Gibi soldu her gebe kalışında
Ah hangi üzgün cephede şimdi
Uykusuz geceleri, can yongası
IV
Bir Yemen türküsü güz bahçesinde
V
Ve o bitmeyen kalp ağrısı
19 Nis
Duyulmuyor dudağın derine yansıması
El ele duruşun yoğunluğu
Ve her yerde aynı ekmeğin kokusu
Elmanın ve öpüşmenin de
Ergenliğin tendeki esrimesi
12 Nis
boğazımı yırtan bir sessizliğin ucunda hayatımın en yalnız zamanlarıve ben yüzü aydınlık günlerin geceye battığı vakitteyimgökyüzüne esaret sisli yıldızlar oynaşıyor alaycı ışıklarıyla hüznümdebaşrolü kapmıştı zaten yokluğunoynamaktan yorgun düşmelerine inateskimiş kelimeleri her gün temize çekerekyineliyor acımasız savunmasınısahnede ışıklar üstündeyken ne kadar sahte duruyor oysademek ki gitmenin hakkını vermeden çarpmışsın kapıyı alnımaki hala vuruyorsun kuru dalgalarla koylarıma. ne güzelde duruyordun anlattığın sen’lerdesuss,dediğim vakitlerde bilmezdin ki ne çok ’sen’ bulurdum içindesustuğun kadar çoktun bendekonuştuğun kadar yordun emeğimiama sen hiç bilmedin benim de sustuğum zamanlarda seni ne çok sevdiğimi. şimdi beni ,hangi iz’imden kusuyorsun hatıraların üzerinehangi uçurum kıyısı soğuklara üşütüyorsun emanet’im gözlerimisöz vermiştin,hep taşıyacaktın bana dair sözlerinitutuyor musun düş’melerimi ayakta?hala yüreğinde yer var mı bana dair ?günlerin eskittiği bir benduruyor mu hala başucunda? kutuplar vuruyor üzerime üzerime,üşüyorumöylesi dayanılmaz bir ayaz ki yalnızlığımaralıksız aralıklar büyüyor dört köşemdebuz kesiliyor aklımda sessizlik vakitleribilmem hangi şairin can yakan kaçınıcı mısası vuruyor dilimeama söyleyemiyorum,susuyorumdiziliyor boğazımadolanıyor seslerime. uykularım uykusuz kalıyor gecelerigözlerime birikmiş bakışların üzerime üzerime yağıyor ferfecirdesırılsıklam bir ’sen’ oluyorum yinegırtlağıma kadar aşka batmanın bilmezzliğiyletalan edilmiş duygularımın bozgunu var hücrelerimdemartılar ölüyor şehrinden firarive ben martıların geldiği şehir kadar çürüyorum kendimeşehrinin engini kadar ölüyorum belkide.
5 Nis
Yazım yanlışlarımla kabul et beni,Sana hiddetimin fırtınasında bir tipi getirdimOtururken yangınına, kül oldum.
Bahar, de ki; sarımtırak renklerinde hüzünAlacalısında kelebekler kondurur rüyalarımaGördüm, bildiğim en hüzünlü yanımsınÇocuk sevinçlerinde-kardan bir sevgili-Kurarken seni göklere, güvercinlerin kıskançlığıİsyanımı alıp götürdü.
-Behre-Çöle gelen deniz…Kurut kuraklığımı, mevsim olsun bakışınİkliminde ceylanlar suya düşsünDüş sende, düş gibi yakama Ellerinle diktiğin hayalin İlkbahar olsun.
-Behre-Çöle gelen deniz…Gördüğüm günün aydınlığısınDolunayda yüzüme vuran şuleParıltısısın gözbebeklerimden süzülenİki damla yaş, en çok da aşk.
27 Şub
Yaz annemin mevsimi
İlkyaz kız kardeşimin. Babamın ise
Sonbahar
Ah yorgun babam
Rüzgarlı tepeler gibi konuşan
26 Şub
-I-
tersinden okur ayna
iner merdivenlerden
üşür gözlerine çektiğin kepenk
iliklenir kış yüzüne
soğuk et parçası dilin
– akar kar, narin parmaklarından
çekingen, üşengeç toprak
üflendikçe mahrem ateş
işledim kozasına çekilen masalları
muhacir uykularda, yasak
ağaçta gölgelenmekten.yoruldum
Arsızlaştıkça arşınladığım yıldızlar
-Kusar cenin kafatasına
mevsimini zeus
24 Şub
Okunaklı yol şarkılarına çalıştık
Değişimdi ilk hecemiz
Deniz ki yorgun tavrıyla
O göksel kabuklarını
Yoğun bir çabayla kum üzerine
Değiştirir boyuna
Ve yaşlı balıkçı ömrünü
Kız ise kızlık zarını
Ovalar dağlara değişir. Dağlar
Çalışkan bulutlara
Sözün bekareti çocuğun dişiyle
Bir de gün saplanır güne
Gibi devrilir usulca. Ay
Bir entari düğmesi. Yıldızlar
Ah yıldızlar ise düşünce…
Balıkçı ile deniz, fikrini
Dağlar akbabayı değiştirir
Ve sırmalı kız geceleri
Gül kokusuna çalışır da
Bir ip kopar dantelinden ipince
Ağzında
Kırmızı erik çekirdeği
Okul şarkısıydık biz dokunaklı
Musa Öz
| KİTAP ARAYIN! |