19 Nis
I
Dudaklar yansa da dereler soğudu
II
Şarkılar söylüyor tarlakuşu
Geçerken hüzünlü gül sandıkları
Üşüyor anaların gözyaşıyla
Güleç göller, utangaç gökyüzü
Ve reçine kokuyor üzümler
Taneleri iri yar gülümsemesi
Güzdür şimdi anıları okşayan
III
Uçarken mavi gönül kelebeği
Evlendi, çoğalsın diye çocuklar
Ve bitti sevda, savruldu goncası
Ölü güller taşıyor koynunda
Ellerinde boş bir kuş yuvası
Güzel olsun diye meyveleri
Yaşlanan frenkincirleri, boz alıçlar
Gibi soldu her gebe kalışında
Ah hangi üzgün cephede şimdi
Uykusuz geceleri, can yongası
IV
Bir Yemen türküsü güz bahçesinde
V
Ve o bitmeyen kalp ağrısı
19 Nis
Duyulmuyor dudağın derine yansıması
El ele duruşun yoğunluğu
Ve her yerde aynı ekmeğin kokusu
Elmanın ve öpüşmenin de
Ergenliğin tendeki esrimesi
12 Nis
boğazımı yırtan bir sessizliğin ucunda hayatımın en yalnız zamanlarıve ben yüzü aydınlık günlerin geceye battığı vakitteyimgökyüzüne esaret sisli yıldızlar oynaşıyor alaycı ışıklarıyla hüznümdebaşrolü kapmıştı zaten yokluğunoynamaktan yorgun düşmelerine inateskimiş kelimeleri her gün temize çekerekyineliyor acımasız savunmasınısahnede ışıklar üstündeyken ne kadar sahte duruyor oysademek ki gitmenin hakkını vermeden çarpmışsın kapıyı alnımaki hala vuruyorsun kuru dalgalarla koylarıma. ne güzelde duruyordun anlattığın sen’lerdesuss,dediğim vakitlerde bilmezdin ki ne çok ’sen’ bulurdum içindesustuğun kadar çoktun bendekonuştuğun kadar yordun emeğimiama sen hiç bilmedin benim de sustuğum zamanlarda seni ne çok sevdiğimi. şimdi beni ,hangi iz’imden kusuyorsun hatıraların üzerinehangi uçurum kıyısı soğuklara üşütüyorsun emanet’im gözlerimisöz vermiştin,hep taşıyacaktın bana dair sözlerinitutuyor musun düş’melerimi ayakta?hala yüreğinde yer var mı bana dair ?günlerin eskittiği bir benduruyor mu hala başucunda? kutuplar vuruyor üzerime üzerime,üşüyorumöylesi dayanılmaz bir ayaz ki yalnızlığımaralıksız aralıklar büyüyor dört köşemdebuz kesiliyor aklımda sessizlik vakitleribilmem hangi şairin can yakan kaçınıcı mısası vuruyor dilimeama söyleyemiyorum,susuyorumdiziliyor boğazımadolanıyor seslerime. uykularım uykusuz kalıyor gecelerigözlerime birikmiş bakışların üzerime üzerime yağıyor ferfecirdesırılsıklam bir ’sen’ oluyorum yinegırtlağıma kadar aşka batmanın bilmezzliğiyletalan edilmiş duygularımın bozgunu var hücrelerimdemartılar ölüyor şehrinden firarive ben martıların geldiği şehir kadar çürüyorum kendimeşehrinin engini kadar ölüyorum belkide.
5 Nis
Yazım yanlışlarımla kabul et beni,Sana hiddetimin fırtınasında bir tipi getirdimOtururken yangınına, kül oldum.
Bahar, de ki; sarımtırak renklerinde hüzünAlacalısında kelebekler kondurur rüyalarımaGördüm, bildiğim en hüzünlü yanımsınÇocuk sevinçlerinde-kardan bir sevgili-Kurarken seni göklere, güvercinlerin kıskançlığıİsyanımı alıp götürdü.
-Behre-Çöle gelen deniz…Kurut kuraklığımı, mevsim olsun bakışınİkliminde ceylanlar suya düşsünDüş sende, düş gibi yakama Ellerinle diktiğin hayalin İlkbahar olsun.
-Behre-Çöle gelen deniz…Gördüğüm günün aydınlığısınDolunayda yüzüme vuran şuleParıltısısın gözbebeklerimden süzülenİki damla yaş, en çok da aşk.
27 Şub
Yaz annemin mevsimi
İlkyaz kız kardeşimin. Babamın ise
Sonbahar
Ah yorgun babam
Rüzgarlı tepeler gibi konuşan
26 Şub
-I-
tersinden okur ayna
iner merdivenlerden
üşür gözlerine çektiğin kepenk
iliklenir kış yüzüne
soğuk et parçası dilin
– akar kar, narin parmaklarından
çekingen, üşengeç toprak
üflendikçe mahrem ateş
işledim kozasına çekilen masalları
muhacir uykularda, yasak
ağaçta gölgelenmekten.yoruldum
Arsızlaştıkça arşınladığım yıldızlar
-Kusar cenin kafatasına
mevsimini zeus
24 Şub
Okunaklı yol şarkılarına çalıştık
Değişimdi ilk hecemiz
Deniz ki yorgun tavrıyla
O göksel kabuklarını
Yoğun bir çabayla kum üzerine
Değiştirir boyuna
Ve yaşlı balıkçı ömrünü
Kız ise kızlık zarını
Ovalar dağlara değişir. Dağlar
Çalışkan bulutlara
Sözün bekareti çocuğun dişiyle
Bir de gün saplanır güne
Gibi devrilir usulca. Ay
Bir entari düğmesi. Yıldızlar
Ah yıldızlar ise düşünce…
Balıkçı ile deniz, fikrini
Dağlar akbabayı değiştirir
Ve sırmalı kız geceleri
Gül kokusuna çalışır da
Bir ip kopar dantelinden ipince
Ağzında
Kırmızı erik çekirdeği
Okul şarkısıydık biz dokunaklı
Musa Öz
17 Şub
hala alışamadım yokluğuna
beni yalnızlığa iten seni unutamadım ne yazık ki
ama gururumu hiçe sayıp, asla kabul edemem sani
kendi yatağımda başka bir kadınla
kimbilir neler fısıldadın aşkın kokusuyla
peki içine çekerken hiç gelmedim mi aklına?
tenin başka bir tene değerken
haram kılınmadı mı sana?
güçlü olmam ağlamamam gerektiğini bile bile
gözyaşlarım senin aşk dediğin beş para etmez sevgine inat,
süzülüyor yanaklarımdan
eğer bir gün özlersen beni,çalma kapımı
ne sana harcayacak vaktim var benim
ne de kiralık bir evim
zaten kapımda yazar ‘Kalpsizler giremez içeri!’
14 Şub
Evin gölgesidir arka bahçe
Bir yatak odasının
Usulca taşan sıcağı
Çocuğun dokunuşu
Annenin durgunluğudur arka bahçe
Dudakta öpücük izi
Bir yaradır kuşun kanadında
Elmaya düşen ala
Çatlayan yüreği narın
Seksek için yollara
Çizilen şekillerdir arka bahçe
Bir gelinin ilk gecede
Yere düşen duvağı
Dul bir kadının
En tenha yeridir arka bahçe
İşveli ve içli sözleri
Ya da yanlış yorumlanan
Pembe gülüşü
Asker mektuplarının
Okunduğu yerdir arka bahçe
Ve üzgün bir sevdanın
O solgun haresi
Şairin haremidir arka bahçe
9 Şub
Kaleminden akıyor mu iyilik
Duymaktan sızlıyor mu yüreğin
Yazmaktan acıyor mu elin
İnsanın, toprağın bir mi değerin
İşte o zaman insansın insan
Rüzgarın okşuyor mu dallarını ağaçların
Bir nefes daha soluyor mu dalgaların
Önemlisi ölmüyorsa çocukların
Meydan da kalsan da insansın insan
Kurşun delmiyorsa dağlarını
Vadinde uzanıp uçuyorsa kuşlar
Dilinden anlamasa da insanlar
Gayet insansın insan
Der gibi değilse dilin
İçinde türlü türlü renklerin
Siniyorsa içine resmin
Gayet insansın insan.
| KİTAP ARAYIN! |