27 Haz
Ümmühan Atak, Nusret abiyi yazdı…
23 Haz
Daha dün buradaydı diye başlandı mı bir yerde söze gerisinden derin bir sessizlik yayılır etrafa… Ölüm ve çaresizliğin hissedildiği anda çıkıverir ağzımızdan ‘daha dün buradaydı’ sözü.
Onunla tanışalı çok olmamıştı ama bir insanı sevmek ile zaman arasında doğru bir orantı da yoktu. Nusret Özcan zamanla kıyaslanınca az, bugün ölüm haberini aldığımda iyice anladığım kadarıyla içimde çoktu… Tanıştığım günden itibaren bana ‘bizim kız’ diye hitap etmesi belki de benim için tek özel anısı olacak. Ve okuyup bitirdikten sonra hediye ettiği bir kitabı yanıma hatıra kalacak. Tüm sevenlerine sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun…
22 Haz
Az önce Sefer’den aldım haberini… Göçmüşsün aramızdan… Bir cevizi tıktın gırtlağıma da arkana bakmadan gittin sanki! Ah be Nusret ağabey; ah pamuk dedem benim… Öyle diyordu: “Orhan yolda çocuklar görünce pamuk dede diyorlar, bayılıyorum.” Saçı sakalı bembeyazdı; beşinci onluğu bozdurmamıştı henüz!… Daha çocukken ben, evimize gelip ağabeylerimle çay sefaları sürerdi… Çocukken nasıl tanıdımsa şimdi de öyleydi… Hep şeker, hep iyiniyetli… Geçen mail atmıştım, daha üç dört gün öncesi… Yanıtlamamıştı maili de aramamıştım… Bu nasıl bir üzüntü… Pamuk dedem benim, canım ağabeyim… Allah sana gani gani rahmet eylesin, Allah yakınlarına sabır versin… Dostlar ağabeyimizin cen….. öğle namazına müteakip Eyüp Camii’nde kılınacaktır. Tüm gücümüzle hakkımızı helal etmek için orada olalım. Hepimizin başı sağolsun…
22 Haz
Dergibi.com’un şiir editörü Nusret Özcan, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Kuruluşundan bu yana Yeni Şafak’ta çeşitli görevlerde bulunan Özcan, 1958′de İstanbul Eyüp’te dünyaya geldi. Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi’ni bitirdikten sonra İzlenim, Kayıtlar, Dergibi ve Kafdağı gibi dergilerde edebi çalışmalarını yayınladı. Bizim Mahalle çocuk romanı, Sokak Sesleri, Leyla ve Mecnun, Kemal Aykut’la birlikte Mustafa Kutlu Kitabı, Beşir Ayvazoğlu Kitabı ve Kar Kelebekleri adlı kitapların yazarı olan Özcan, evli ve üç çocuk babasıydı. Nusret Özcan, yarın Eyüp Sultan Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
20 Haz
19 Haz
Bir koca teşekkür de Edebistan.com’a!
19 Haz
Dergibi 1999′da yola çıktığında, bunu ilk duyuranlardan biriydi Milli Gazete Kültür-Sanat Servisi. Şimdi de Blog Dergibi’ye sayfalarını açmışlar. Yürek dolusu teşekkür!
19 Haz
Yeniden merhaba! Yeryüzü boşaldı kalan biz miyiz? Nerede bu millet demekten kendimi alamıyorum. Hah şimdi kendimi nihayet alabildim ve geçiyorum o konuyu. KIRKNAR dergisi nerede kaldı diyenlere küçük ama önemi büyük bir hatırlatma: Kırknar dergisi yaz sayısı-sadece yaz dönemi için üç aylık olacak-pek yakında çıkıyor. Hüsrev Hatemi külliyatı’nın yanı sıra şairlerimizden yeni şiirler, hikayecilerimizden yeni hikayeler var. Kırknar aradım bulamadım diyenler bizi arasınlar, bir çaresini buluruz. Selamlar
14 Haz
Artus Yayınları’na dikkat! Bu yaz sıcağında son derece serin kitapları basmaya devam ediyor. Cemil Meriç’le ilgili çıkan iki özgün kitabın yanısıra Farabi’de “mutluluk” kavramını yayına hazırladığını duyurmuş olalalım. Osman Koca’nın “Düşnane” isimli öykü kitabı da Artus’tan çıktı. Ardından Metin Önal Menguşoğlu’nun “Öptüm Kara Gözlerinden” isimli denemeleri, ve artık herkesin malumu olan “Geçmiş Günler Matinesi” bu haziranın sıcağında çıkan kitaplar. Kim demiş yayın dünyasında yaprak kımıldamıyor diye. Kitabı açmadan elbette yapraklarının kımıldadığını göremeyeceksniz. Öte yandan Ebabil Yayınları, sıcağa ve küresel ısınmaya hiç aldırış etmeden yeni kitaplar çıkarmaya devam ediyor. Serkan Işın’ın, İbrahim Demirci’nin, Osman Özbahçe’nin denemelerinin yanı sıra Vural Kaya’nın ismini çok tuttuğum ve pek yakında Kırknar dergisinde yayınlanacak olan rengarenk şiirlerden oluşan “Renga” bu kitaplar arasında. Evet, ülkemizde baskılar sürdükçe baskılar sürmeye devam edecek!
14 Haz
her başlangıcın bir adı konulmalıdır kanaatimizce. adını koymadığımız varlıkların gerçekliliğine ne kadar inanır, ne kadar katlanırız varlığına, yer etmesine ya da ne kadar izin veririz?
bir tarif istedim bu yüzden cümlelerimin toplamını bir vadiye kavuşturmak için, varlıklarını kanıtlarcasına. bir tariften ziyade onları her çağışımlarımızda zihnimizde biriktirecekleri alan genişliği gibi.
uzatmanın da bir anlamı olabileceğini, anlam daracığımıza sığabileceğini sanmıyorum. bu yüzden bugünlük kısa kesiyorum.
| KİTAP ARAYIN! |